EVERYTHING SHOULD BE UNDER THE SUN...
NO New Nuclear Weapons... NO New Nuclear Targets... NO New Pretexts For Nuclear War... NO Nuclear Testing...
NO Star Wars... NO Weapons In Space...
NO All Types Of Weapons, War & War Culture...
We have only one WORLD yet! If we destroy it, where else will we go?
YES For The Global Peace Movement, YES Loving & Caring Each Other, YES Greatness in Humanity, YES Saving Our Unique Mother Earth,
YES Great Dreams For Better Tomorrows, YES Emerging Positive Global Energy, YES National and Global Transparency, and YES Lighting Our Souls & Minds.
ISIK BINYILI
Agustos 2004


Ozanin Günü ve Ilyada Okumasi

Bülent AKGEZER

Anadolulu ozanimiz Homeros'un anisina Sn. Haluk Sahin'in rehberliginde düzenlenen "Ozanin günü ve Ilyada okumalarinin Üçüncüsü 6/7 Agustos 2004 tarihinde Bozcaada yapildi.

Boyle bir etkinligi neden yapiyoruz? Oncelikle antik çagdan günümüze bir kültür mirasi olarak gelen Homeros ve Ilyada bu topraklara ait. Bozcaada veya (antik Tenedos) Troia tarihi ile iç içe. Tenedos kiyilarindan baktigimizda tam karsimizda duruyor ünlü Troia kenti. Adamiz da "geçilmez duvarli" Troia kentine saldiran Akha ordulari ve onderleri tarafindan zaman zaman ziyaret edilmis ve yagmalanmis.

Bir anlamda geçmisi pek de mutlu degil. Karaya fazla yakin olmasi ve Çanakkale bogazinin girisini kontrol ediyor olmasi, sürekli isgallere ve yikimlara ugramasina neden olmus.

Anadolu kiyilarindan adaya yaklasirken hemen goze çarpan kale, adanin bu kavgali gürültülü geçmisini simgeliyor. Simdilerde oldukça bakimli olan ve sakin sakin poyraz rüzgarlarinda dinlenen bu kale, Venedik- Ceneviz hakimiyeti zamanlarindan kalma.

Belki de daha eskilerden, Apollon tapinagi'nin temelleri üstünde yükseliyor. Simdi bu tapinagin izine rastlayamiyoruz ama  Antik yazarimiz Strabon diyor ki; "Tenedos'un çevresi yaklasik seksen stadia kadardir ve bir Aiolis kenti ile iki limani ve ozanin 'Ey Tenedos'da bütün gücüyle egemen olan Sminteiali' dizesiyle taniklik ettigi gibi, bir de Apollon Smintheus tapinagi vardir."

Strabon'un soz ettigi ozan Homeros'tur ve Tenedos'un karsisindaki Troia'ya Akha ordusunun giristigi talan seferinden soz ederken Apollon tapinagi rahibinin yakarisini aktariyor.

"Ey Khyrse'yi, kutsal Killa'yi koruyan, gumus yayli. Tenedos'un güçlü krali, Smintheus, dinle beni."

Rahip, Tanri Apollon'a neden yalvariyor? Cünkü Troia onlerine gelen Akha ordusu civardaki kentleri yagmalamis, bu arada rahibin kizini da ordularin basbugu Agamemnon kendisine odalik olarak almistir.

Zavalli baba yasli gozlerle ve hediyelerle kizinin serbest birakilmasi icin gelmis ama reddedilmistir.

Iste bunun üzerine gümüs yayli Tanri'ya yalvarmaktadir. Tanri da rahibini yalniz birakmaz ve Akha ordusunda korkunç bir kirima baslar. Dokuz günlük bir kirimdan sonra ordunun komutanlari rahibin kizini iade etmek gerektigine inanirlar ama gel gelelim Agamemnon bir türlü Khyrseis'i birakmaya razi olmaz. Onu oz karisindan bile üstün tuttugunu soyler.

Sonunda kirimin devam etmesi karsisinda ikna olur ama Khyrseis'in yerine bir baska kizi, "guuzel yanakli" Briseis'in kendine verilmesini ister. Bu "güzel yanakli" genç kiz da Akhilleus tarafindan Lyrnessos'un yagmalanmasi sirasinda tutsak alinmistir. Lyrnessos ise, o çaglarda Tenedos için kullanilan bir baska isim. Yani ugrunda kavgalar kopan  "güzel yanakli" Briseis de Tenedoslu.

Zamanin derinliklerinden bize gülümsüyor.

Destanda bir baska Tenedoslu genç kiz daha var.

O da Arsinoos'un kizi Hekamede. Hekamede de Tenedos'un yagmalanmasi sirasinda Akhilleus tarafinda esir alinmis, sonra da Ordunun onderlerinden Nestor'a odalik olarak verilmistir.

Iste boyle yikimdan, talandan payini almisTenedoslular. Son olarak da Akha savascilari, hilebaz Odysseus'un onerisi ile hazirladiklari tahta ati birakip, savas alanini terk ettikleri izlenimini yaratabilmek için Tenedos adasinin arkasina yani bugünkü Ayazma veya Ayana sahillerine saklamislar "koca karinli" gemilerini.

Bunun icin okuyoruz destani tekrar dünya dillerinde her yil, aniyoruz Iyonyali "kor" ozani. Çünkü o bu topraklari, bu denizi, bu insanlari anlatmis. Biz de ayni topraklarda yasiyoruz, ayni denizde islaniyoruz, ayni insanlarla yasiyoruz. 

Bu yilin ozani, Türk siirine ve diline onemli katkilarda bulunmus  Ilhan Berk idi.

6 Agustos günü "Salhane bar'inda yapilan "Ozanin gününde, Haluk Sahin'in bu yilin etkinliklerini anlatan açis konusmasinin ardindan basindan beri etkinliklerimize katilan Cevat Capan'in sair Ilhan Berk'i tanitici konusmasini dinledik.

Ilhan Berk siirlerini okudu.

Daha sonra ozan Ilhan Berk, siir hakkindaki dusuncelerini anlatti ve kendi siirlerinden ornekler okudu. Ozanin, siirin yasadigini, canli oldugunu ve bir siirin tamamlanip tamamlanmadigini siirin kendisinin karar verecegini.

Bazen bitti dedigi bir siirin bitmedigini anladigini, bazen de tersinin oldugunu açiklamasi ilginçti. 

7 Agustos sabahi ise, alacakaranligin icinden beliriveren insanlar adeta destan kahramanlarinin golgelerini rahatsiz etmekten çekinerek sessizce Troia'nin karsisindaki kiyiciga gelip, "gül parmakli" ya da "safran rubali" safagin gecenin karanligini dagitmasini ve günese yol vermesini beklemeye basladilar.

Troya üstünden günes doguyor ve Ilyada destanini okumaya geçiyoruz.

Günes'in kendini gostermesi ile birlikte ozanimiz Ilhan Berk, gecen yildan kaldigimiz on üçüncü bolümün basindaki dizeleri okumaya basladi.

Bu yilki okuma Türkçe, Ingilizce, Fransizca, Italyanca, Almanca, Yunanca ve Danimarkaca olmak üzere yedi dilde yapildi. Amacimiz destani tüm dünya dillerinde dileyebilmek. Bilinmez ki belki destanin sonuna dogru bunu basarabiliriz.

Okumaya ara verdigimiz saatlerde Troia kazisi baskani Manfred "Osman" Korfmann ve kazi heyetinden Rüstem Arslan'in katildigi soylesiler düzenlendi.

Ilk olarak gosterimde bulunan ve tipik bir amerikan prodüksiyonu olan "Troya" filminin Troia kazisi ve  ülkemize etkileri üzerinde duruldu. Kazi heyeti, filmin gerçek mekani olan Oren yerinde çekimine istenseydi dahi izin veremeyeceklerini açikça belirttiler. Çünkü¸ bunun filme ozel bir katki getirmeyecegi gibi muazzam film ekibinin çalismalarinin geri donülmesiz bir tahribat olusturacagini soylediler. Bizim her gün gordügümüz ve binlerce sene oldugu gibi günesin dogudan dogdugunu, halbuki filmin çekildigi Meksika'da günesin "bize gore" batidan dogdugunu bunun da filmde açikça gorüldügünü, bunun da gerçeklik duygusunu azalttigini ortaya koydular. Ama boyle bir filmin gerçegi (yani ogrenmeye çalistigimiz tarihsel gerçegi) yansitmasinin beklenmemesi gerektigi, filmin gosteri mantigi içinde farkli bir sey oldugunu, zaten tarihsel gerçegin de ne kadarinin dogru bilindiginin de tartismali oldugu konusuldu. Yine "Troya" filminin baslattigi ve Haluk Sahin'in gUundeme getirdigi "Troialilar Türk müydü?" Sorusu ele alindi.

Sn.Sahin, Orta Çag'da ve Ronesans doneminde birdenbire tarih sahnesine cikan Türklerin,Troia prenslerinden Turcus'un soyundan olduklarina ve binlerce yil Asya'nin derinliklerinde yasadiktan sonra Troia yikiminin icini almak üzere geri geldiklerini çagin bir çok onde gelen yazar ve arastirmacisinin one sürdügünü ve buna da tartismaksizin inanildigini ortaya koydu.

Gerçi daha sonralari Katolik Avrupa'yi ele geçirme düsüncesini anladiklari Osmanlilarin (Türklerin) necip Troia soyundan gelemeyecekleri yonünde bir "kanaat degisimi" yasanmis olmasi, gündelik politik tavirlarin ve çikarlarin durumlarina gore bilimsel konularin çarpitarak yorumlanmasina ornek olarak gorülebilir.

Sonuçta bir "soy"a baglanmanin oneminin olmadigi, ortak insanlik kültür birikimine yapilan katkilarin ve kazanimlarin onemli oldugu vurgulandi.

Bu yilki Ozanin Günlügü ve Ilyada okumasinda yedi dilde ve bircok kisinin katkilariyla destanin on besinci bolümünün sonuna kadar gelindi.

Onümüzdeki yil kaldigimiz yerden (on altinci bolumun basindan) itibaren okumaya devam etmeyi diliyoruz.

   
This issue is dedicated to: CHILDREN OF THE WORLD & WHEN PEACE COMES
If you wish to receive The Light Millennium's media releases, announcements or about future events,
please send us an e-mail to
: contact@lightmillennium.org

YES For The Global Peace Movement, YES Loving & Caring Each Other, YES Greatness in Humanity, YES Saving Our Unique Mother Earth,
YES Great Dreams For Better Tomorrows, YES Emerging Positive Global Energy, YES National and Global Transparency, and YES Lighting Our Souls & Minds.
This e-magazine is under the umbrella of The Light Millennium, Inc., which is
A Charitable, Under 501 (c) (3) Status, Not-For-Profit
organization based in New York.
Introduced in August 1999; Established in January 2000; and
Founded by Bircan Unver on July 17, 2001
A Public Interest Multi-Media Global Platform.
"YOU ARE THE SOUL OF THIS GLOBAL PLATFORM." &
"THIS IS AN OPEN GLOBAL PLATFORM FOR GREATNESS IN HUMANITY."
@ The Light Millennium e-magazine created and designed by Bircan ÜNVER,
since August 1999, and incorporated under The Ligth Millennium, Inc.;
#14th Issue, Spring/Summer-2004.
Publishing Date: June 9, 2004, New York

URL: http://lightmillennium.org
WEBALIZER
For Light Millennium's
New STATS
Activated since
November 21, 2003
This site is copyright © 1999-2000-2001-2002-2003-2004 and trademarks ™ of their respective owners & The Light Millennium.org.
The contents of this site may not be reproduce in whole or part without the expressed or written permission of creators.
All material contained here in is protected under all applicable international copyright laws. All rights reserved.

THE BRIGHTEST AND HAPPINESS YEAR OF MY LIFE IN ALL MEANINGS... Everything has been emerging since the beginning of this year... B.Ü. June 26, 2004