EVERYTHING SHOULD BE UNDER THE SUN...
NO To New Nuclear Weapons... NO To New Nuclear Targets... NO To New Pretexts For Nuclear War... NO To Nuclear Testing...
NO To Star Wars... NO To Weapons In Space...
NOTo All Types Of Weapons, War & War Culture...
We have only one WORLD yet! If we destroy it, where else will we go?
http://lightmillennium.org
Mission of the Lightmillennium.Org
About the Lightmillennium.Org
Events of the Lightmillennium.Org
Supporters of the Light Millennium
The Light Millennium TV Programs
Archive of the Lightmillennium.Org
Participants of the Lightmillennium.Org
BoD, A.Board and Volunteer Rep. of the Lightmillennium.Org
Contact information of the Lightmillennium.Org
YES For The Global Peace Movement, YES Loving & Caring Each Other, YES Greatness in Humanity, YES Saving Our Unique Mother Earth,
YES Great Dreams For Better Tomorrows, YES Emerging Positive Global Energy, YES National and Global Transparency, and YES Lighting Our Souls & Minds.
AÇIK SINIF II - On-Line
Oykülü Gecelerden - Okuma Aksamlarina...
Kitap Adi: OKURUMA MEKTUPLAR - 3ncü Basim
Yazari: Nurullah ATAÇ
Yayinevi: Can Yayinlari - Istanbul

Proje sahibi: Bircan Ünver
Proje sorumlulari: Bircan Ünver & Figen Bingül

Tarih: 14 Mart 2005

 

Karacaoglan

 

Okurum Efendim,


Sadettin Nüzhet Ergun'u hep hayirla anarim. Zavalli, çok genc oldu, belki daha kirkini bulmamisti. Yakin bir arkadaslik yoktu aramizda, kendisiyle ancak üç bes defa konusmustum. Oleli ne kadar oluyor? onu da bilmiyorum, bana on yil oldu gibi geliyor. Ne de çabuk geçiyor yillar. Sevinçlere de, acilara da doyamadan sona dogru kosuyoruz. Sadettin Nüzhet'i yakindan tanisaydim, hangi yil oldugunu bilecek kadar bir arkadaslik olsaydi aramizda, simdi kendisini düsününce belki sinirlendigim, kizdigim da olurdu. Oyleyimdir ben, bir kimse beni kiracak bir sey yapti mi, unutamam, olumunden sonra dahi o yara sizlar içimde, ofkelenirim. Iyi bir huydur demiyorum, ne yapayim? yaradilisimda var. Bu yastan sonra da kendimi düzeltmeye, iyi huylar edinmeye çalisacak degilim ya... Sadettin Nüzhet'i ne zaman ansam, gozlerimin onune konusmasi tatli, nazik, efendi bir adam gelir.


Kendisini anmam icin de boyuna firsat düser. Büyük hizmetleri oldu bizim edebiyatimiza. Yeni yazi ile Baki divanini bastirdi, Nesati divanini bastirdi, Fehim-i Kadim divanini bastirdi, yanilmiyorsam Bahayi Efendi divanini da o bastirdi. Baki divanini baska baskilardan da okuyabilirdik, ama Nesati divanini ele gecirmek kolay degildi. Ben o sairin cok sevdigim "Sebu be-düs-i sefa lale-zare dek gideriz
" misrai ile "Yok tiregi-i gusse Nesati dilimizde - Sam-i kederi mes'al-i sahba ile gectik" beyitini biliyorsam, bunu Sadettin Nüzhet'e borçluyum. Eski edebiyatimizi severdi, bilirdi, ancak hastalarda gorülen bir bikmazlik, yorulmazlikla çalisirdi, omrü vefa etseydi bize daha ne divanlar tanitacakti...


Az degildir ettigi hizmetler, Türk edebiyati tarihine, kisaca Türk edebiyatina ilgilenenler onu hep hayirla anacaklardir. Ama bence en büyük hizmeti Karacaoglan siirlerinden ne bulabilmisse toplamis, bastirmis olmasidir. O calismalarinin odülünuü de gordu, daha kendi sagliginda o kitabi elden ele dolasti, adini birçok kimselere tanitti. Birkaç kere basilan o kitap saniyorum gene tükenmistir. Sadettin Nuzhet'in basladigi esere, biraz daha titizlik gostererek devama ozenen biri çiksa ne iyi olur...


 "Biraz daha titizlik gostererek," dedim, Sadettin Nüzhet baskisi, hayli karisik, hayli yanlistir da onun icin. Bunu bir kabahat diye soylemiyorum, Sadettin Nüzhet'in oyle yapmasi, eline ne kadar Karacaoglan siiri gecirdiyse hepsini bize oldugu gibi vermesi lazimdi. Ama bu metin üzerinde bugün çalisilabilir. Karacaoglan siirleri tam bir elestirmeden gecirilip hangisi gerçekten onundur, hangisi onun degildir, ayrilabilir demiyorum, bana oyle geliyor ki buna hiç bir zaman imkan olmayacaktir. Karacaoglan kimdir? ne zaman, nerede yasamistir? Oyle bir sair gercekten gelmis midir? bunu bile bilmeyince oyle bir elestirmeye nasil girisilir? Bir tek kosmanin Karacaoglan'in oldugunu kesin olarak bilsek, otekileri ona gore inceleyecek biri cikabilir, ama o da yok. Elimizde kimi yerleri çok guzel, kimi yerleri de ona yakismayan bir yigin siir, halk agzindan toplanmis birçok kosma var. Ama agizdan agiza degisen o kosmalari eleyerek, her seklinden, en iyi, en dogru misralari seçerek calismak, zor da olsa, kabildir. Boylece elde edilecek kosmalar gercekten Karacaoglan'in, oyle bir sair gelmisse onun soylediklerinin asli olur mu? Olmaz elbette. Ama elimizde derli toplu bir metin bulunur. Halk o kosmalari kendi keyfine, kendi zevkine gore degistirmis, halkin bunu yapmaya hakki olur da, bir elestirmecinin, bilerek, birtakim esaslara dayanarak çalisacak bir elestirmecinin hakki olmaz mi? Karacaoglan kosmalari, asil sairleri bilinmedigi icin, hepimizin, butun milletin malidir, o zenginligi istedigimiz gibi kullanabiliriz. Bizim degistirmemizle, otesini berisini kendi zevkimize gore duzeltmemizle o zenginlik eksilmez, bir güzelligi kaybolmaz, Sadettin Nüzhet'in verdigi metin ortada duruyor, bizden sonra gelenler de bizim yaptiklarimizi begenmezlerse gene o metne basvururlar, kendi zevklerine gore bir Karacaoglan daha çikarirlar.


Karacaoglan siirleri üzerinde de çalismamiz gerektir, Karacaoglan, belki sadece bir ad olan sair, bizim en buyuk sairlerimizden biridir de onun icin. Kitabi ne kadar açsam, yeni bir güzellik bulurum.


Bana bir hal oldu, ezberimde olan siirler simdi bana yetmiyor. Onlardan artik biktim, artik sevmiyorum onlari demiyorum, divan siirlerinden olsun, halk siirlerinden olsun, ezberimde oyle parçalar, oyle misralar vardir ki onlardan geçemem, soguyamam. Ama içimin havasi, iklimi mi degisti nedir? simdi baska siirler ariyorum, bugünkü duygularima güzelliklerini, ahenklerini katacak, bilmedigim, okumussam dahi ezberlemedigim icin unutmus oldugum siirler istiyorum. Divan siirlerini, halk siirlerini ne kadar okursaniz okuyun, hepsi hatirinizda kalir mi? Bunun için de bir divani yahut bir çongü, herhangi bir sairimizin kitabini her açisinizda o günkü halinize, o günkü ikliminize uyacak yeni bir sey bulursunuz. Inanabilirsiniz sozüme.


Ben Karacaoglan'i çok okudum, ama Sadettin Nüzhet'in kitabinda benim bilmedigim, daha güzelliklerine erememis oldugum nice parçalar var. Simdiye kadar Karacaoglan siirleri arasinda en sevdigim "Ilk aksamdan vardim kavil yerine. - One gordum komur gozlum gelmedi
"diye baslayan kosma idi. Gene de severim onu, Türkçenin en mükkemmel siirlerinden biri sayarim, "Gonlüm yücedeydi engine indi" misraini unutabilir miyim? unutmak ister miyim? Ama simdi baska bir kosma, eskiden üzerinde durmadigim bir kosma beni daha çok sardi. Yazayim size onu:


"Bu yalan dunyaya geldim geleli-- Tas tas ictim agulari sag iken --Kahbe felek vermez benim muradim --Viran oldum mor sumbullu bag iken --Aradilar bir tenhada buldular --Yaslandilar sivgalarim kirdilar --Yaz bahar ayinda bir od verdiler --Yandim gittim ala karli dag iken --Farimaz da deli gonul farimaz --Akar gozlerimin yasi kurumaz --Simden geri benim hukmum yurumez --Azil oldum guzellere beg iken --Karacaoglan der ki bakin geline --Omrumun yarisi gitti talana --Sual eylen bizden evvel gelene --Kim var imis biz burada yogiken.
"


Ikinci dortlu su, "Aradilar, bir tenhada buldular
" diye baslayan parça sizin de içinizi altüst etmiyor mu? Belki gençsinizdir, benim okurum, dilerim gençliginiz uzun sürsün; ama gençseniz pek anlayamazsiniz o sozleri, ihtiyarladiktan, "ala karli bir dag" olduktan sonra yanmanin ne oldugunu daha bilemezsiniz. "Aradilar" diyor sair, ona inanmayin, aramazlar ihtiyari, arasalar bile onun da vurulabilecegini, kolu kanadi kirilmisa donecegini akillarina getirmezler de onun icin ararlar, ama kendisi aradilar sanir, bir tenhada gelip bulduklarini sanir, sonra gülmelerine, alay etmelerine sasar, "Hiç anlamiyorlar sevenin halini," diye yakinir. Güzeller, kolunu kanadini kirdiklari ihtiyarin halinden anlamazlar da ihtiyar o güzellerin halinden anlar mi? Onlar da kendilerinin sevebilecekleri, begenebilecekleri insanlar arar, ihtiyara, "Bakindi suna, bu haliyle bizi sevmeye kalkmis," diye gülerler.


Bu siirde, "Akar gozlerimin yasi kurumaz
" gibi pek alelade bir misra olmasaydi ne iyi olurdu. Ama ondan sonraki soz çok güzel degil mi? "Simden geri benim hükmüm yürümez --Azil oldum güzellere beg iken." Bunu sadece bir ovünme, bos ovünme sanmayin, "Bir zamanlar güzellere beg idim, diye koltuklari kabartiyor," demeyin. Bana oyle geliyor ki o degil sairin soyledigi, bir gülümseme gormüs, bir iltifat gormüs, umutlara kapilmis, kendisinin de bir gonülde yeri olabilecegini sanmis, bu hayalle sevinmis, o umudun, o sevincin birdenbire yikiliverdigini soylüyor.


Daha neler var Karacaoglan'da. Gençseniz, sizin halinizi soyleyen kosmalar da bulursunuz. Benim gibi sadece siir sevgisiyle bütün asklardan elini etegini çekip yalniz o aska baglanmis bir insanin düsünceleriyle okursaniz, gene gozleriniz kamasir.


Bu mektubumla size Karacaoglan'i yeniden okumak hevesini verebildimse, yeter bana. Siir denen güzele hizmet etmekten baska ne isterim ben? Saglicaginan kalin, benim okurum.

 

15 Nisan 1951

_ . _


Ilki hafta: 7 Mart 2005
-- Projenin ONSOZ'ü
Tanitimi
-- Nurullah ATAÇ'in ozgeçmisi
-- Okuruma Mektuplar'in GIRIS'i
-- IKI KITAP


Ikinci Hafta: 14 Mart 2005

-- KARACAOGLAN


-- INTERAKTIF

http://lightmillennium.org
Mission of the Lightmillennium.Org
About the Lightmillennium.Org
Events of the Lightmillennium.Org
Supporters of the Light Millennium
The Light Millennium TV Programs
Archive of the Lightmillennium.Org
Participants of the Lightmillennium.Org
BoD, A.Board and Volunteer Rep. of the Lightmillennium.Org
Contact information of the Lightmillennium.Org
If you wish to receive The Light Millennium's media releases, announcements or about future events
or to be part of the Light Millennium,
please send us an e-mail to:
contact@lightmillennium.org
YES For The Global Peace Movement, YES To Loving & Caring Each Other, YES To Greatness in Humanity, YES To Saving Our Unique Mother Earth,
YES To Great Dreams For Better Tomorrows, YES To Emerging Positive Global Energy, YES To National and Global Transparency, and
YES To Lighting Our Souls & Minds.

This e-magazine is under the umbrella of
The Light Millennium, which is
A Charitable, Under 501 (c) (3) Status, Not-For-Profit
organization based in New York.
Established in January 2000, and founded by Bircan Unver
on July 17, 2001
A Public Interest Multi-Media Global Platform.

"YOU ARE THE SOUL OF THIS GLOBAL PLATFORM."
aduman_logo_small.jpg
©The Light Millennium e-magazine
created and designed by Bircan ÜNVER since August 1999.
#13th Issue, New Year-2004.
Publishing Date: December 2003, New York
URL: http://lightmillennium.org
This site is copyright © 1999-2000-2001-2002-2003-2004-2005 and trademarks ™ of their respective owners & The Light Millennium.org.
The contents of this site may not be reproduce in whole or part without the expressed or written permission of creators.
All material contained here in is protected under all applicable international copyright laws. All rights reserved.

Thank you very much to all for being part of The Light Millennium.