KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Gelmekte Olanlar Üzerine...

Bircan ÜNVER

 

Evrim teoirisinin, bilimsel bir teori oldugunu bazi bilimciler reddediyor ve bilim yasalariyla çeliskili oldugu tezi one sürülerek, bilimsel bir olgu ve sonuç degil, daha çok felsefi bir bakis açisi olarak degerlendiriliyor.
Evrim: Kanit veya Inanç mi? (Belgesel'den...)

 

 

"Evrim" teorisinin "bilimsel" bir kanit degil felsefi bir olgu oldugu tezi tartisilmakta. Eger "evrim"lesme diye bir olgu yoksa, "Big Bang" (Büyük Patlama) adli bir tez'den de soz edilemeyecegi varsayimi isleniyor, "Evrim: Kanit veya Inanç mi?" adli belgeselde.

Orijinal adi, "Evolution: Fact or Belief?" olan belgeselde, grafikler galaksileri ve "süt yolu - milky way"i isaret ediyor. Ola ki biz evrimlesmeyle bugünlere ulasmadik ve Evren'in boslugundan farkli noktalardan yeryüzüne "gen"lerimiz gonderildi, düsüncelerine referanslar veriyor.

Oyle gozüküyor ki, onümüzdeki on yila kadar bugüne kadar temel aldigimiz bütün bilgi, bilim ya da fiziksel olçü ve degerlendirmeler, bir çok farkli yaklasim ve bulusumla çok büyük degisimlere ugrayacak...

Içinde bulundugumuz Solar Sistem'deki diger gezegenlerle uzakliklarimiz ve onlara bugünkü fiziksel verilerle gitme düs ya da planlari (saatte 100 mile hiz ve 24 saat sürekli gidis ritmiyle) ve bugünkü fiziksel veriler üzerinden matematiksel ornekler sergilenmekte. Bazi gezegenlere gidebilme uzakligi 40bin yildan 2000 binli yillara kadar uzanan farkli zaman dilimlerini kapsamasi, bizlerin bugünkü kosullarda baska gezegenlere gidebilme olasiliklarini da, biyolojik yasam diliminin maksimum boyutlarini çok çok astigi icin düs kirikligina ugratmakta...

Bu noktada binyil yasama olanagini elde etmis olsak bile, Pluto gezegenine ya da daha uzak yildizlara gidebilmemiz icin sadece o yolculuk icin gerekecek olan zaman dilimi açisindan 1000 yillik bir yasam süresinin bile yetersiz kalacagi, bir çok durumla karsi karsiya oldugumuzu sezmek, ayrica tedirgin edici... Daha yeryüzünde ortalama olarak tam fonksiyonlu-saglikli "yüz yil" yasayabilmek dahi henüz soz konusu degil! Binyil yasamayi düslemek bile çilginlik, aklini kaçirmis sinirlarinda yorumlanirken, fiziksel olarak binyil yasayabilme gerceklesse bile, yine o sürenin de bir çok yildiz ve gezegene ulasmak icin çok yetersiz olacagi, aklima baska bir dayatmayi getiriyor. Birincisi, elbette uzaydaki gezegenleri seyahatta olçü birimi olarak 100 mile surat degil "isik hizi - speed of light" sozkonusu. Ikincisi, isik hiziyla dahi yildizlara bugün gidilebiliyor olsa dahi, bizim solar sistemindeki gezegenlerin günese ve yeryüzüne uzakliklarini bugünkü fizik olceginde kisaltmak mümkün gorünmüyor!

O zaman dayatma soyle geliyor... Mutlaka baska bir kanal olmali! Bugünku verilerle 40 bin, 70bin, 240bin, 1000 ya da 2000 yillik uzakliklarda duran gezegenlere, günler, haftalar en fazla aylik uzakliklarla gidilebilmenin fiziksel bir formülasyonu olmali mutlaka ya da bulunacak... Belki "zaman tüneli" belki yildizlar arasi bir çarpisma sonucu, uzaydaki gezegenler ve yildizlarin arasindaki mesafeler ciddi degisimlere ugrayacak! Yoksa daha kaç onbin yil gerekecek bize bu sorunlari asmak ve yildizlara gidebilmek icin... Üstelik Nazim Hikmet, "Stransium-90" adli muhtesem kisa siirinde, bir taraftan atom denemelerini elestirirken, diger taraftan da sadece uzak yildizlara gidebilmekten degil, oralara hayati gotürebilmekten ve bunu basaramazsak, o zaman da yeryüzüne gelecek olan olüme dikkatimizi cekmekte:

"Kendi kendimizle yaristayiz gülüm
Ya olü yildizlara hayati gotürecegiz
Ya Dünyamiza inecek olüm."

6 Mart, 1958, Varsova


Icinde yasadigimiz Solar sistemizdeki en yakin bir gezegene seyahat düsleri, bugünkü elde olan teknoloji esas alindiginda, simdilik yasam sinirlarimizi çok astigindan 'olanaksiz' gorünüyor! Yine de Jupiter, Saturn ve Uranus'un etrafinda donen Ay'larin çokluguna bakildiginda, ola ki o gezegenlerde her bir ay, bizim bir kitamiz ya da kutbumuz gibi farkli atmosfer ve cografyalara uyum saglama yetenegi olçüsünde, gelecekte yasam ve de seyahat olanaklari oralara mümkün olabilecektir!

Iste bu noktada, belki de "evolution-evrim" teorisinin anti tezleri dallanip budaklanip, fizige ve biyolojik olusumlara, genlere, bio-enerjiye yeni boyutlar kazandirarak, simdiki "realite" üzerinden olanaksiz gorünen fiziksel olusumlar, bir baska olçek ve temel bilgiler çercevesinde olanakli kilinabilecegine dair ipuçlarini da beraberinde getiriyor.


* * * * *


Bugün yeryüzü atmosferinin çok yukarisinda ve dünyanin çevresini sürekli izleyen çalismalar yapilmistir. Bu Çalismalarin fotograflari NASA'da bulunmaktadir. Ayrica, kirmizi gezegen MARS'a 2003'de yeni bir ROKET gonderilmesi gündemdedir. Jupiter'e 1989'da gonderilen, astronotsuz Gallileo Roketi, alti yillik bir zaman diliminden sonra ulasmistir ancak JUPITER'in üzerindeki mevcut gaz kütlelerini asagiya dogru dikeyine dogru bolerek yüzeyine dogru 60 dakikalik bir mesafe de inerken, o esnaya kadar edinilen verileri de yeryüzüne ilettikten sonra, henüz JUPITER'in yüzeyine ulasamadan, Gallileo roketiyle iletisim tümden kesilmistir.

Tüm bu uzakliklar ve güçlükler düs kirikligina ugratirken, bazi roketler de bir daha izi bulunmamak üzere kaybolurken, mevcut olan teoriler içinden gerçeklesme orani en yuksek ya da en olasi gorunenen teori ise, Sir Arthur C. Clarke'in "Uzay Asansorü" ile sadece astronotlarin degil, dileyen herkesin uzaya seyahat edebilecegi tezi. Ustelik çok da ekonomik uçus paket programlariyla mümkün olabilecegi ile ilgili düsünceler de gelistirmistir, Sir Clarke.

Boylece sadece Uzay'in bosluguna ya da yeryuzunun 250 bin ya da 500 bin km yuksekliginde Yeryuzu'nu izleyebilme olanagindan cok daha baska boyutta, o yuksekliklerde kurulacak uzay istasyonlari araciligiyla baska gezegenlere seyahatler nicin gerceklesmesin? Uzaydan ilk cekilen, kurgu ve cekim icin hazirlanmis plato yerine Uzay'in gercek atmosferi ve Uzay Istasyonu'ndan cekilen, "Space Station 3D" (IMAX, New York) adli belgesel, bu anlamda umutlari arttirmakta... Ola ki icinde yemselik, dusleyemedigimiz turden rengarenk bitkilerin, ciceklerin oldugu ve canlilarin da yasadigi daha uzak yildizlara da seyahat de, "Uzay Asansoru"nun ve sayisiz "Uzay Istasyonlari"nin gerceklesmesiyle birlikte devreye girecektir. Bugunku mevcut verilerdeki biyolojik yasam dilimi bunun gerceklesmesine izin vermese de, ola ki baska teoriler ve bilimsel cozumlemelerin yeni bir kombinasyonuyla, bu sorunlar, ongorulen surelerden daha once de asilabilecektir... .

Onumuzde yigilmis, gittikce de tirmanan, uzayan, derinlesen temel "insanlik" sorunlari ile bilimsel ve teknolojik sorunlarin hizlica asilabilmesi icin:
"Buyuk Insanlik" kavgalari ve savaslari terketme olgunluguna hizlica kavusmasi ve "akil gucunu" tum insanlik adina gelistirmesine ve tum yeryuzu kaynaklarini ve "insanlik" birikimini" de, "savas"a degil "insanliga ve gelecege" kanalize etmesiyle, ancak mumkun olacaktir.

Bizler o zaman dilimlerini goremeyecek dahi olsak bile, bu turden gelismelerin sinyallerini yakalama sansina ve bu dusleri paylasma onuruna sahip olucagiz. Bunun sonucu olarak da bizim kusak ya da cocuklarimizi assa da bu duslerin gerceklestigine birebir tanik olmak, daha ileride dogacak olan torunlarimizdan biri mutlaka boyle bir dusun gerceklestigi ortamlarda, bizler adina yasayabilme ve bizlerin izlerini gelecege tasima olanagina sahip olacaktir. O zaman bu cok soyut gibi gorunen dusunceler de bir "dus" olmaktan cikip onlarin "gunluk" yasaminin bir parcasi haline gelecektir. Onlar da bugun bizim icin imkansiz gorunen ya da henuz dusleyemedigimiz yeni duslerin pesinde olacaklardir, hic kuskusuz...

Ahhh, yeter ki su ic ve kisir kavgalardan "insanlik' bir kendini kurtarabilse! Ve tum birikim ve enerjisini, kendini olumlamaya ve olgunlastirmaya yoneltse... O zaman henuz hayal dahi edemeyecegimiz ne gorkemli boyutlar acilacaktir insanligin yakin ve uzak geleceginde...

Yeryuzuyle uyumsuzlugumuzun kokenlerinde ise bu sureci geciktirenlerln ciddi bir payi vardir.

Hadi siz de kendi bencilliginizi asamasaniz da, 'cocuklarinizi' ve de 'torunlarinizi' dusunun!

Hep birlikte tanik olduk ve yasadik, eger yeryuzunde tum insanlik adina BARIS'i saglayamazsaniz, siz ve cocuklariniz ve de hic kimse "guvence altinda" degildir. Ve silahlara yatirdiginiz ve yatirmakta oldugunuz birkac yuzmilyar dolari asan onca olu harcamalar, bu anlayis ve uygulamayla size de "Baris ve Huzur" getirmeyecektir!!!

Er gec "insanligin" ve "doganin" hovardaca yokettiginiz oz kaynaklari ve onlarin onarilamaz yoklugu; sizin varliginizi ve de yasamlarinizi da direkt etkileyecektir. Gelin yol yakinken bu kaynaklari, tum insanlik adina kullanalim. Bunun sonucunda; ey karar ve guc sahibi, dunyayi kendi oyun sahnesine donduren guc kaynaklari, SIZ'lerin de hayal dahi edemeyeceginiz kadar kazancli cikacaksiniz ve de yeryuzu insanligi, dolayisiyla tum evren de kazancli cikacaktir!

Evrim teorisinin bilimsel bir gercek degil de, sadece felsefi bir yaklasim olup olmadigini tanimlayacak bir donanim ya da bilgi birikimine sahip degilim ancak bu tur ciddi belgeseller, yeryuzunun belli basli universitelerinden bilim adamlari ve onlarin kitap ve tezlerini, kaynak alarak yapilan bu tur bazi calismalar da, bize farkli kanallardan "gelmekte" olana dikkati cekmektedir.


© B.Unver, 9 Agustos 2002, Isik Binyili, New York

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.