KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?
Günesin Sakasi

Elvan ARPACIK

 

Günes  milyarlarca yildan beri sürdürmekte oldugu rutin görevinden bir gün cok bunaldi ve bir kaçamak yapmak arzusuna kapildi. Uzaktan mavi gezegene söyle bir bakti ve gülümsedi. "Yarin görürsün gününü ,daha dogrusu göremezsin" dedi. Içinden  olacaklari merakla  beklemeye ve düslemeye basladi. Her sey altüst olacakti yeryüzünde. Bütün canlılar sasıracak en cok da insanlar panige kapılacaktı. Günes bir günlük grevini çok uzatmamayı tadında bırakmayı hatta insanlar çok korkarlarsa birkaç saat içinde tekrar evrensel görevini yerine getirmeyi kendi kendine söz vererek sabahı heyecanla beklemeye basladı.

Sabah olmustu. Daha dogrusu günes ısınlarını göndermedigi için olmamıstı ama matematiksel olarak sabah saatleriydi. Günes bütün dikkatini bu ilginç, ilginç oldugu kadar da, eglenceli deneyimine vermisti. Düsündükçe içi içine sıgmıyordu. Onsuz olunamayacagını, basta mavi gezegen olmak üzere  tüm evrene kanıtlayacaktı.

Bir kıs günü;

Nese sabahın altıbucugunda  yatagından fırladı. Yedibucuktaki okul servisine yetisebilmek  için alelacele kahvaltısını etti, servise yetisti. Üniversiteye hazirlaniyordu. Hiç bos zamanı yoktu. Okul sonrası da okulda kalıp ek derslere devam ediyor, aksama dogru da zayıf oldugu dersler için takviye dersler alıyordu. Her gün sabahın kör karanlıgında okul servisine biniyor öglen sonrasına  kadar okulda, daha sonra etüt odasında kalıyordu. Nese’nin günesin dogup dogmadıgını fark edecek zamanı yoktu.

Murat kentin gökdelenlerinin toplandıgı bölgede yer alan bir plazada calısıyordu. Her sabah gün ısımadan servise biniyor, plazanın kafelerinden birinde ögle yemegini yiyor, aksam hava kararınca eve dönmek üzere plazanın önünde servisi bekliyordu. Murat’ın günesi  hafta içi günlerde görmemesi degil, görmesi sürpriz olurdu zaten.

Günay dünyanın ve yasamın dertlerinden bunalmıs depresif bir ruh hali içinde her gün ögle saatlerine kadar uyuyordu. Uzun zamandır issiz oldugu için kirasini ödeyemedigi, duvara bakan, ısık almayan bir bodrum katında gece mi yoksa gündüz mü  oldugunu anlayamadan yasayıp gidiyordu. Yine her günkü gibi ögle saatlerine kadar uyumus, uyanınca bir seyler atıstırdıktan sonra TV’ye göz atmıs,  cani dısarı çıkmak istemedigi için eline bir kitap almıs, okurken yeniden uyuyakalmıs, aksama dogru hava karardıktan daha dogrusu Günay  kuramsal olarak öyle zannettiginden yogurt ve ekmek almak için dısarı çıkmıstı. Dogal olarak hiçbir degisiklik gözüne çarpmamıstı.

Sefer usta madende çalısıyordu. Onun için hafta sonları dısında her allahın günü zaten karanlıktı. Sabah madene girer aksam çıkardı. Yılda topu topu 60-70 gün günesle selamlasırdı.

Billur kentin en gözde alısveris merkezlerinden baska yasam alanı tanımıyordu. Sabah olur olmaz bu merkezlerden birine kahvaltı etmeye gider, oradaki kafe-barlarda arkadaslarıyla bulusur, sinemaya gider, spor yapar alısveris yapar, yer içer, tuketir, yasamı bitirir, yapay ısıklandırılmıs bu hapisanemsi yerlerde karanlıklar prensesi gibi yasar giderdi. O belki de günes diye bir varlıgın olup olmadıgından bile haberdar degildi.

Melih Amca, hastanede muayene olabilmek için sabahtan degil, geceden sıraya girmis, o masadan bu masaya, bu masadan ötekine dolasıp durarak aksamı etmis, isi bittiginden degil de çalısma saati bittiginden ertesi gece tekrar gelmek uzere evinin yolunu tutmustu. Evine dönerken ne bilsindi ki o gün günesin dogmadigini.

Nadire yeni sef olmanın hevesiyle, metroyla gittigi bankasina dogru yola koyuldugunda, hava puslu ve bulanık diye dusunmus ama sonrasını düsünmeyi elbette ki akıl edememisti. Onun isyeri dogrudan metro istasyonuna açılan bir binadaydı dolayısıyla gün ısıgıyla bulusması olanaksızdı. Hem onun için sirket dedikoduları günesin dogmamasından daha önemliydi.

Esref tutukluydu. Ona gün yüzü yasaktı.

Esra adı gibi esrarengiz bir kadındı. Bütün gün imaj ugruna kara gözlüklerle ortalıkta dolanır dururdu. Hatta onun yatakta bile gozluklerini çıkartmadıgını iddia edenler vardı. Belki günesten nefret ediyordu ve belki bu nedenle dogal güneste degil, solaryumda yanmayı benimsemisti.

Tolga Amerika’dayken alıskanlık edindigi uyku bantı takmayı ülkesine dönünce de sürdürüyordu.  Geceleri  bir barda çalısıyordu. Sabaha karsı eve gelip uykuya dalıyor özellikle gün ısına uyanmamak  için gözlerine birbirinden komik göz bantları takıyordu. Aksam olunca uyanıyordu. O yasamı kendi bildigi gibi tersten yasıyordu. Günesle pek bir isi yoktu.

Günes gözlemlerini daha fazla sürdürmek istemedi. Kendini sahipsiz, degersiz, küçük düsmüs, yaralanmıs hissetti. Hiç ummadıgı bu ilgisizlikten düs kırıklıgına ugramıs içi burulmustu.

Aslında insanların ilgisizligine degildi buruklugu. Insanların vurdumduymazlıgına, çaresizligine teslimiyetçiligine, etraflarında olup bitenleri bile algılayamayacak denli kendi dünyalari içinde hapsolup kalmıslıklarına üzülmüstü daha çok.

Milyar yılda bir saka yapmak istemis ama kimse, günesi, günes yerine koymamıstı. Kimse bu sakayı, onun yoklugunu  fark etmemisti .

Insanlardan sık sık duydugu ‘’ ne olacak bu dünyanın hali’’ sorusunu mırıldandı kendi kendine ‘’ne olacak bu dünyanın hali’’?

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.