KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Sanal Dostluk - III


En Iyi Taraflari Alip Reformist Bir Din Olusturmak Gerek...

Europa & Artemis


Günaydınlar hanımefendi...Sabah şerifler hayırlı olsun. İyi uyudunuz mu? Bende bugün bir miskinlik var! Kahve bile ayağa kaldırmadı, belki sana iki satır yazınca kendime gelirim dedim:)) Oysa bir sürü iş var yapacak...

E.T. olayı gırgırdı. Ilhamdan ben ürettim o kadar yoksa senin satırlarından gelen bir şey yok:))) Sen de vallahi lazlık var yağmur yağıyor diyorum vay sen bana ördek dedin diyip çıkıyorsun:))) Daha dikkatli olmam gerekiyor anlaşılan. İçimden geldiği gibi yazınca, çam devirmek de oluyor kimi zaman:)))

Evlilik konusuda da aslında şakaya gelir yanı yok. Ama o kadar hoş yazmıştın ki kendimi kaptırdım yoksa çok ciddi bir konudur ve fikir yürütmek zor. Bilmiyorum ben çok geç evlendiğim için Thebe de öyle daha bağımsızlığımızdan kurtulamadık. Yoksa yapı meselesi mi bilemem büyük sorumluluk. Işin güzel tarafları da var mutlaka ama bilmiyorum. Daha da karmasik hale getirmemek için fikir yürütmek istemem. Ama dediğinde çok haklısın! Insanın yanında kendisine destek olabilecek birisini bulması çok güzel bir şey. Ama yapı olarak ben soliter bir insanım ve eşim dahil kimseden yardım isteyemem. Evde durumum çok iyi olduğu halde yük olmayayım diye üniversiteyi bile çalışarak kendi imkanlarım ile okumayı tercih etmeye kadar giden acayip bir adamım. Herkesin şikayeti de bu. Ne bileyim babam hep derdi "oğlum beylik çeşmeden su içme" diye galiba bilinç altına yerleşti herkesi ve herşeyi beylik çeşme olarak görüyorum bir şey isteyemiyorum kolay kolay... Hani derler ya eski uygarliklarin yasandigi ülkelerden birinde, neredeyse yirminci yüzyilin ikinci yarisi boyuna, ülkesinin kanini emen ve tokezleten o donemin basbakani gibi, "kendim için bir şey istiyorsam namerdim" diye:)))

Bu yüzden çok şey kaybettiğimin farkındayım ama olsun kimseye karşı boynum eğit değil, borcum olsa bile bankaya kimse de çamur atacak bir şey bulamaz ve genelde her nedense  çekinirler burada ama bir kere daha söylüyorum ben bu dünyanın da a d a m ı
d e ğ i l i m....:)))

Hım sen de bizim gibi Irlandalı kokenli bir aileye düştün bakıyorum. Thebe'in baba tarafı da İrlanda ve Kanada. Thebe'nin oldugu gibi anlasilan senin de karakterin oralardan alınmış... Inat mı inat ama çok sağlam insanlar oluyorlar! Sana bir şey diyeyim mi katolikleri değil ama protestanların ayin ve klise yaşamları beni hep çekmiştir. İnsanın içine huzur veriyor bizim o ağır din baskısını orada hissetmiyorsun. Ben pek dindar bir insan değilim ama inançlarım vardır daha doğrusu bir çok din ve felsefenin iyi tarflarını kendime göre almışımdır. Aslında böyle yeni bir din oluşturmak lazım en iyi tarafları alıp reformişst bir din. Din benim için o zamanın anayasası ve mevzuatı imiş. Milleti h izaya getirmek için. Zira sana mı demiştim bir kere daha somut olmayan şeylere pek inanmam ben ve öteki yaşam falan hikaye gelir biraz. Mutlaka bir şeyler var enerjiye dayalı ama ben çözmüş değilim. En fazla da o toprağın altına girme olayından nefret ederim. Hele topraktan geldik toprağa doneceğiz dedikleri zaman tüylerim diken diken olur. Sabah sabah iyi iç açıcı şeyler yazdım haaa.

...
Unutma ikimizin de durumu aynı. Çocuklarımız kesinlikle bizim dilimizi konusmayacaklar ve ola ki geldigimiz kültürü de hiç benimsemeyecekler. Bırakalım bari doğdukları yerin insanı olsunlar. Bizim aile agacinin kokleri, Pakistan'dan... Dedemin dedesi, yirminci yüzyildaki yikici 1.Dünya savaşında herkes asker olduğu için sülalede savaşa katılmaya gelmişler Türk ordusunda. Dedem Urdu, Farsça, Arapça, İngilizce bilirmis ama hiç bir zaman bana kendi ana dilinde konuşmadı. O zamanlar oralar ingiliz hegemonyası altında olduğu için bir ingiliz gibi yetişmişti derim 5 o'cloc tea olayını kaçırmaz sütlü çay içerdi. Ben din konusunda da çocukları serbest bıraktım burada katolik koleje gidiyorlar ama bütün dinleri okuyorlar istediklerini seçsinler. Bizim dilimizi de ileride isterlerse okusunlar. Karışık evliliklerde iki taraf da kesinlikle tatmin olmuyor bu konuda. Çocuklara da çift kültür vermeye kalktığında bunalım geçiriyorlar. Önce buranın eğitiminde başarılı olsunlar sonra isterlerse babalarından giren kandan istifade ederek bizim dilimizi ve kültümüzü de öğrenilrler veya ilgilenirler.

...
Sabah mahmurluğu ile iç açıcı şeyler yazamadım kusura bakma kahve de bu sabah miskinliğim atmadı üzerimden neyse akşama artık. Herşey için sonsuz teşekkürler. Senin gibi dost kazandırdığı için de birilerine teşekkür etmem lazım ama kime bilemiyorum! Kadere mi, yukarıya mı, bilgisayar dünyasına mı neyse kim duyuyorsa veya okuyorsa bu satırları teşekkürler onadır. Bir can vermişler bu dünyaya o da bana candan bir arkadaş oldu ne büyük mutluluk benden başkası bilemez..

Sevgilerle iyi bir gün geçirmeni diliyorum.

Europa,
21/11/2001

* * * * *

Hayat mücadele ile geçiyor ne uğruna bir bilebilsem:)) Biliyorum da itiraf etmiyorum.:)) Eh artık günaydın deme zamanı yaklaşıyor sizin orada sabahın 5.30'u. Biz sabahtanberi tek satır giremedik siteye teknik bir sorundan dolayı bakalım ne olacak şimdi onu çözmeye çalışıyoruz bir taraftan da sana mailimi tamamlamaya çabalıyorum bu gidişle ayak parmakllarımla da  yazmayı deneyeceğim :))) İyi bir gün geçirmeni diliyor ve bizim site için verdigin destege, şimdiden sonsuz teşekkürlerimizin kabulünü rica ediyoruz.

Dostça sevgilerimle,

Europa
.
22/11/2001


* * * * *


Yeni sayinda yayinlamak istedigin yazini çok cesur buldum. Benden sana naçiz bir tavsiye, boşver! Donkişotluk günümüzde hele henüz bizim gibi düşünenlerin yönetime geçmedikleri günümüzde yararlı değil. Sevdigin bir baska adi kullan imza olarak. Çocuklarını düşün eşini düşün kendini düşün. Hakikaten değmiyor. Ben de senin gibiyim. Deliyim (mecazi anlamda yoksa aklım başımda ama bizim yiğen Elara psikiyatr olunca ilk müşterisi ben olacağıma söz verdim. Uzanacağım koltuğu bile ben alacağım, dedim. Bundan tesvik alarak, iki misli çalışmaya başladı ve beni korkutmaya başladı cunku sınıfları ikişer ikilşer geçer de o koltukta kendimi bulurum diye! Hayatta psikiyatr deneyimim olmadı ve nefret ederim kendi kendimi çok iyi tanıdığımdan olsa gerek. Beni Pasiphae'de senden iyi olmasın enfes bir psikiyatr kız arkadaşım vardır. Ozellikle yeryüzünden en gelen göçmenler ve onlarin uyum yasalari üzerinde ihtisas yapmıştır.- Geçenlerde elinde benim sevdigim bir sise sarapla çıkageldi.  Onunla da, bizim gezegenin gidisi üzerine konustuk. Oyle bir yere gidiyor ki her insanın galiba yanında bir psikiyatr ile dolaşması gerekecek (ben hariç!::)) Nerden geldik buralara! Ipin uçunu kaçırdım...

...
Hih..hih..hih...hanınefendinin en verimsiz gününymüş. Su meslekte düzenli bir yaşam yolu bulduğun an, bana soylemezsen çoooookkkkkk ayıp edersin ve iki parmağımı üst üste getirip "küs" derim (sen bunu bilir misin?) :)) Ben 16 sene Io'da yaşadım. Ama ömrümüz seyahatlerde geçti babamdan dolayı. Hiç unutmam Adrestea'den yonetici kesimi içinden, Io'dan bir taşınışımız var. Simdi onlarin pasazedelerini görünce ve ağladıklarını işitince gülüp geçiyorum.

Su zelzele olayı olmasa yaşamayı çok istediğim yerlerden biri de Janus. Orada cok sade, "simple" bir düzen var, biliyorsun... Bu beni hep beni çekmiştir. Ama tek hazmedemediğim ne biliyor musun. Oranin insanlari hep güler yüzlü. Yoh bana göre değil.  fazla nezaket kuşku uyandırıyor. Ama yine de yaşayabilirim.

Hehheeee...yat kalk havaların güzel olduğuna dua et. Buralar bir felaket. Bir yağmur yağdı bugün. Zaten sinirlerimi de biraz o yıprattı. Sinope gibi güneşli bir yerden kalk gel olacak iş değil. İlk geldiğim sene topu topu 60 gün güneş görünce hadi dedim benim şansımdan seneye düzelir her sene aynı senaryo tekrarlanınca gelip geldiğime pisman oldum. Hala da alışamadım. Ekran da bile ne kadar eski evimizden, ne kadar Hawai, Tahiti Paradise Island manzaraları varsa o çıkıyor . Hep ne istemişimdir biliyor musun. Küçük bir balıkçı köyü (Kaunos gibi) bir yerde yasamayi... Ama biliyorum duramam ne yoksa onu yayinlamaya çalisir, yine musibetlik ederim:))) Dedim ya bu mikrop bulaştı mı bir daha temizlenmiyor...

Hımmm... gelelim şu web sitesinin ikimizi tanıştırması olayına. Fena halde kıskandım web sitesini...:)) Şaka bir yana ben hayatta hep tesadüf ve kaderin çizdiği yola inanmış bir insanımdır (fazla dindar olmasam bile) Tek bir şey söyleyeceim seni birebir tanımış olmasam bile sana ısındım, adopte ettim ve kim olursa olsun ister kader ister talih ister web sitesi, bana yepyeni ve giderek daha fazla sevdiğim (dostça) bir insanı kazandırdığı için de müteşekkirim. Tek bir dileğim var dostluğumuz son dakikaya kadar sürsün...

Dostça sevgilerle
Europa

22/11/2001

* * * * *

...
B
en insanlarda cins, ırk, din dil ve cinsiyet farkı gözetmedigim için genelde o yolu seçmis olanlar da beni rahatsız etmıyorlar. Taaa ki bana dokunmadıkları sürece:))) Zevk ve estetik açısından da daha duygulu olduklarından olsa gerek daha sanatkar oluyorlar. ..Ama burada escinsel calıstırma olayı hakikaten mecburi ve ırkcılık yasası gerekgınce agır cezaya giriyor. Yabancılar daha o hakkı elde edemediler. Bu bana Temel fıkrası anımsattı: Temel 40 yıl önce Almanya'ya geldıgınde escinsellik, Hitler sonrası da yasakmıs. Temel bir ay önce kesin dönüs yapmaya karar vermıs. "yaw" demısler n'oluyor sen memnundun buralardan. Temel baslamıs anlatmaya: "bak Dursin ben geldigimde escinsellik yasaktı. Yirmi yıl sonra serbest bırakıldı. Son yıllarda fabrikama escinsel almazsam kapatılacagını bildirdiler. Geçen ay evlenmelerine izin verildi. Bu gidisle Türkler oy kullanabilirler veya Alman vatandaslıgına geçeblilirler. Ancak escinsel olurlarsa dıyeceklerı zaman gelmeden ben tüyeyim de bari  tek saglam kalan o yerımızı sımdıden kurtarmıs olayım....

- Tesekkur edip durmaniz gereken birsey yok. Siz orda ben burada kendi dagli-tasli patikalarimizda yol almaya calisiyoruz... Eger su ya da bu sekilde bir katkimiz olursa bu ancak onur verir... Hani bir ise yaramisligi hissettirir insana...
Senin oradaki mevcudiyetin ve canbir dostlugun yeter baslıbasına...

- Bir sonuc alip alamayacagimizdan emin degilim ancak cok kisa surede olmasa da daha uzun surede mumkun oldugunu dusunuyorum.

- Hiç takma kafanı oluruna bırak ya olacak ya olacak diyenleri de gördük biz hıç bir sey olmadı sonuçta:)))

- Sana "bravo capitani" olayını anlatmıstım galıba yaslandıkça "bunadıgım" için sen hemen "estagfrullah" falan demeye kalkma öyle bir yere bir seyı yazmasam "akılsız basın cezasını ayaklar çeker" oluyor:))) neyse bir kere daha anlatayım. Savas sırasında bir italyan yüzbasısı askerlerine haydi aslanlarım hücuma geçin demis bakmıs kıpırdayan yok bir iki yine yok almıs kılıcı çıkmıs sıgınaktan haydi ılerı aslanlarım diye bir kere daha bagırmıs sıgınaktaki tüm italyan neferler el çırparak "bravo capitani" diye alkıslamıslar ama kıpırdayan yine yok...Bizim millet de öyle enfes ne iyi yaptınız bosluktu doldurdunuz vallahi bravo vs demekte ustadır ama hepsi o kadar iste. Neyse bizim gibi "enayiler" düserse agımıza ne ala yoksa iki donkisot ellerınde klavyeler bılgısayarlara saldırmaya devam eder:)))

...

- Doga ve dis dunya ile tum baglarim kopmus  vaziyette... Gunese ve isiga bakiyor ve GUNESE ve O ENERJININ kaynagina tesekkur ediyorum.

- Ben bakamıyorum zira günes su sıralar bu taraflara surat asıyor ama arka bahcede kendime bir yarim saat
bile ayiramiyorum. Bayramimi kutluyorsun. Tesekkur ediyorum. Esas bayramim ise cekirdek bir kadro kurabildigim ve iki-uc surekli ya da sistematik sponsorlarimiz oldugu zaman kutlayacagim!

- Bizim düsüncelerimiz de aynı senin gibi deliye her gün bayramdır deyip kendimizi avunduruyoruz su sıralar:))


Bazen ilginc davetiyeler aliyorum. Iclerinden gercekten hem mesleki hem de kisisel ilgi alani acisindan gitmeyi cok istedigim oluyor. Ama gunu gelince,  bilgisayardaki isin baskinligi hep one cikiyor cunku etkinlikleri izlemeye basladigimda, hersey iki-uc kati gecikiyor cunku ben biraktigimda, devam edecek kimse yok!

- I nan aynı durum... Aaa, ne asosyal bir adam oldun diyorlar bana ve ne resmi düzeyde resepsiyonlarda suratını gösteriyorsun ne yemeklerde ne de bizi artık davet edip o güzel yemeklerinden yediriyorsun sikayetleri tepe gibi oldu.

- Neyse, onumuzdeki haftasonu durum ne olursa olsun mola veriyorum. Zira Mimas adasinda oturan bir arkadasim kac zamandir bir parti vermek istiyor ve benden de o partiye hazirlanmak icin yardim bekliyordu. Ben de hep sunu bir bitireyim deyip durdum ama en sonunda belki benim icin de bir mola olur  dusuncesiyle, bugun teyit ettim. Bakalim onumuzdeki Cuma'ya kadar ne kadari toparlanacak!

- "Unutulan Insan" yazindaki imza konusuna gelince, kendi imzami boyle yazilarda kullanmaktan yanayim. Senin onerini okudugumdan beri dilime dolandi, eski sol egilimli sarkilardan biri:
"Korka korka yasamak ne, Korolasin demiyorum, Kor olma da gor beni!"
Yapmaya calistigimiz nedir? Esasinda MUNCH'un resmindeki gibi bir CIGLIK.

- Sen tam bir çılgınsın benden de çılgın... "My girl", etme çocukları düsün esini düsün iki gün imzanı göreceksin ve millet görecek tatminiyle yasama. Afedersin ama bir kelime kullanacagım daha tam birbirimizi tanımadıgımız için rahat hareket edemiyorum bazen affına sıgınarak yazıyorum bu bizim is bıraz "orgazm" olayına benzer. Uzun süren orgazmdan yanadır kadın kısmı erkekler ise kısa süreli tatminden. Tam bu olay iste....

- Bu denli yok sayilmaya ya da israrla gormemezlikten gelinmeye dayanamiyorum. Hem kendi adima hem de tum insanlik adina... Oz'de, farkedilmenin ya da sosyal olarak var olmanin bedelinin yalnizca; banka hesaplarindaki yuksek rakama ve politikadaki guce bagli olusuna artik tahammul edemiyorum... Neyse... belki gerek Ingilizce ve gerekse cok personal yazilarda, PEN adi kullanabilirim.  Bana daha cekici gelen bir PEN ad dusuncesi daha var. Onu da henuz hic bir yerde kullanmadim ama kullandigimda bana ait oldugu, beni ya da dergiyi bilenler tarafindan hemen  anlasilir. BU_3300 gibi bir isim dusunuyorum. Ama kullanir miyim, henuz emin degilim! Bu da, sen her ne kadar gelecege ya da gelecekte yeniden dogulacagina inanmasan da, benim 3300  yilinda yeryuzu ya da bu evrende var olmayi dusledigimle ilgili...

- Kih..kih..kih...hehheeeee...Tatlı "girl", su isın anahtarını bulduysan bana da bır yer ayırt da aynı dönemlerde bulusup etrafı bır görelım:)))

- Bu daha cok futurist bir yaklasim. Bu adi da daha cok F.M. Esfandiary'nin resmi olarak 70'lerin  ortasinda degistirdigi FM-2030 adindan esinlendim. Zira kendisi 2030 yilinda hayata yeniden donturulmek uzere, dondurulmus olarak ARIZONA'da  ALCOR Center'da bulunuyor.

- Vallahi su klonaj olayından söz ettiklerinden beri aynı seyı dusunuyorum Thebe'ye de söz ettım ıkıncı bır Europa, ıstemez mısın evde dıye. Gözlerını öyle bır actı kı ıstemedıgını anladım ve bır daha da bahsetmedım:))))

- Bizimkiler gelmeden bir sayfa daha hazirlayabilecek miyim, bakalim? Gene gordugun uzere YAZI beni ele gecirdi! 

- Ben de daha sabah kahvaltısı yapmadım bılıyor musun ögle yemegı zaten geçtı saat olmus dört sana yazmayı bıtırdıkten sonra bır sey atıstıracaım zıra gurul gurul dıye bıryerlerden ses gelıyor da çıkaramadım nereden oldugunu:)))

- Sen sımdı hemen kendını sorumlu hıssedeceksın onun ıcın belırteyım H A Y I RRRRRRR zıra bızım cocuklar haberlerı gırmekle mesguller onları kontrol etmek ıcın kıpırdamadan beklerken sana yazayım dedım. Sımdı de "vay senın bos vakıtlerının oyuncagın mıyım " falan dıye lazlık yapma, ne yazacagımı bılemem sonra:)))))

- Guzel bir haftasonu dilegiyle saglicakla ve dostca kal.

- S enin için de geçerli her ne kadar tanımasam da esine de Europa'dan selamlarımı ilet çocukları da yanacıklarından öp. Bir gün bir yerlerde nasıl olsa bulusup tanısacagız. neydi  3025 miydı o zamana kadar beklemeyi tercih edersen o baska ıs elbette:))))

En güzel günlerin senin olması dileklerimle. Dosça sevgilerle...

Europa is tired and hungerstriked:)))

23/11/2001

* * * * *

Bırrrrrr..... Kendimi çırılçıplak hissettim bir an inan...Bari bir de çıplak resim çektireyim, yollayayım onu da tüm intergalaktik satellite araciligiyla yayimla!!! Ne bu? Anladığım kadarıyla bu "girl" olayından hoşlanmıyorsun. Ben genelde yeğenlerden ve sevdiğim insanlardan kalma bu alışkanlığımı sende de sürdürmeye kalkıştım. Tamam..tamam..bir daha demiyeceğim. Saygıdeğer hanımefendi önce gecenin bire yaklaşan saatlerinde sizin orada dur bakayım akşamüzeri, iyi geceyarısı falan değil elektronik kutunu geceyarısı olup da  rahatsız ettiğim için özür dilemeye gerek yok:)))

Çıplaklık olayına döneyim. Hakikaten ben sana içimden geldiği gibi ve sadece sana başkaları okusun düşüncesiyle yazmadım. Ben bu dünyadan çekip gittikten sonra bir kitapta falan toparlar veya o zamanlar çok gelişmiş olan sitende "yaw böyle acayip bir adam vardı" diye yazarsın, ne dersin? Surat asma öyle...Ay yine "girl" dedim Hanımefendi öyle surat asmayınız lütfen. Tamam çok emek verdiniz kestiniz, kırptınız, alakasız yerleri temizlediniz ve ortaya hakikaten enfes bir eser çıkardınız ama...işte o aması uzun hikâye....Bilemiyorum ben hiçbir zaman alışamadım bu tip olaylara. Ve genelde iki kişi arasında olmuş, geçmiş, yaşanmış acı, tatlı, seksi vs olayların bir üçüncü tarafa yansımasından hep rahatsız olmuşumdur. En son örneği de galiba yazmıştım sana Pasiphae''de var bir bayan meslekdas var, adi, soyadı simdi aklıma gelmedi aynı zamanda yazar bir kız açıkça söyleyeyim sevmem kendisini. Bir zamanlar bu bayan meslekdas, bir yazarla başından geçmiş bir olayı diline doladı bir aralık. Deli oldum ve kendimi diline doladigi yazarin yerine koydum. Tamam adam çapkın, ama gazeteci milleti olarak biz birbirimizin herşeyini yazmaya kalksak kütüphaneler dolar. Sana pardon size bir şey diyeyim mi saygıdeğer hanımefendi, my girl:)) bu tip olaylardan en fazla haz duyanlar da okuyucular oluyorlar. Zira onların gözünde biz gazeteciler ulaşılması zor insanlarız (ki benim mesleğe başladığım zamanlardan hatırlıyorum büyüklerimin, ustalarımın yanına yaklaşamazdım. Çağırdıkları zaman giderdim.) ve yaşamımız sürekli gizli daha doğrusu kamuya açık olmadığından dolayı da hep merak konusu olur onların gözünde. Son yıllarda hiç bir şey kapalı kalmadı artık. Ama lütfen beni eski ekolden kabul et. Sana yazdıklarım, pardon size kalsın çok değerli hanımefendi. Bu dünyadan göçtükten sonra da istediğinizi yapmakta serbestsiniz. İmza Europa.

Istersen bir de siber parmak izi yollayayım skannerden geçirerek:))) Ne dersin girl, bu yazdıklarıma. Ay..ay..yine girl dedim. Ne dersiniz acaba hanımefendi bu yazdıklarıma? Ne olacak biliyor musun? Pardon biliyor musunuz? İçimden geldiği gibi bir daha yazamayacağım. Dostluk, güven üzerine kurulmalı ve öyle gitmeli derim. Emme velakin sen, beni de ünlendirmek istiyorsun anlasilan...

24/11/2001

. . . . .


Neyse midem ağrımaya başladı yine ama senden dolayı değil yediğimden dolayı. İçkimi de içemedim bu akşam mide ağrısından. Site olayı üç gündür deli etti hepimizi. Yeni bir format denedik, site tumden kilitlendi. Çıkardığımızda tıkır tıkır çalışıyr o zaman da bir espirisi kalmıyor. Çocuklar onun üzerinde çalışıp duruyorlar. Bütün bunlar tansiyon yükseltici olaylar. Sana yazdıktan sonra da devam ettik çalışmaya. Sonra bilişimci çocuk "abi on saattir yemek yiyemedik" deyince kendimi çok fena hissettim.

. . . . .

- Hıncını fena çıkarttın, mosmor ettin önce fon olarak yazdığın mektupla ardından da sanal diary ile.:)) Hımmm sen misin o kadar isinin arasında hanımefendiye ek iş çıkartacak harflerde mektup yazan. Al sana mosmor bir mektup kağıdı beyazlat ve oku:))) Bir önemli şey daha "girl" demekle sakın sizi "toy" biri konumuna sokmak (mesleki veya sosyal açıdan)  küçümsemek gibi bir niyetim yoktu. Beni hakikaten tanımadığınız için size ağır gelmiş olabilir. Sadece ve sadece bir sevgi nitelikli yaklaşımdır. Ama başkalarının  alaya almasına da izin veremem elbette. Benim için kuzenlerim nasıl "girl" ise, rahmetli yakin bir dostumun (ki evli) kizi benim için nasıl "girl" ise ve Pasiphae'daki sevdigim arkadaşım nasıl "girl" ise sizede ısındığımdan dolayı aynı şekilde davranmak istedim. Hata işlediğimin şimdi farkına varıyorum. Özür diliyorum.

Europa.
25/11/2001



- - - - -
Not:
Isimler; Europa, Thebe, Elara, Io, Sinope, Adrestea, Pasiphae, Deimos (kedi), Jupiter'in etrafindaki ay'lardan... Janus ve Mimas, Saturn'un ay'larindan... Artemis, mitolojideki Uretim Tanriça'sindan esinlenilmistir. Gerçek sanal yazismalardan bir derlemedir. Sadece isim ve yer adlari degistirilmistir.

© The Light Millennium, August 2002

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.