KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Türkiye'nin Çiçekleri:
Yasayan Hazine

Prof. Tuna ETIM

TURKIYE’NIN BITKISEL ZENGINLIGI

Giris

Bitki cesitliligi acisindan Turkiye dunyanin en zengin ulkelerindendir. Bu zengiligin sebepleri su sekilde gibi ozetlenebilir: Cesitli tipte iklimlere sahip olmasi; kisa mesafeler icerisinde onemli ekolojik degisikliklere sahip olmasi; jeolojik ve jeomorfolojik cesitlilik; cesitli sulak alanlara (deniz, gol ve akarsu) sahip olmasi; deniz seviyesinden 5000 metreye kadar degisen yukseltileri; Avrupa-Sibirya. Iran-Turan ve Akdeniz bitki cografyasi bolgelerinin kesistigi bir alan olmasi. Anadoludaki cok sayida yuksek dag silsilesi, bitki turlerinin olusmasi ve bunlarin yayilisinin onlenmesine sebep olur. Buna ek olarak, tarihi jeolojik devirler icinde Anadolu, Asya, Afrika ve Avrupa kitalari arasinda bir gecis koprusu olusturmus ve bu da bitki ve hayvan turlerinin yayilmasin ve cesitliligin artmasini saglamistir. Butun bu faktorler sonucu Anadolu’da zengin bir bitki ve hayvan tur zenginligi olusmus olup, yaklasik ucte biri endemic olan 9.000 civarinda cicekli bitki turu ile 80.000 civarinda hayvan turunun burada yasamasi sonucunu dogurmustur. Bu cok sayidaki tur ve alt turler insanlik icin buyuk ekonimik deger tasimakta olup bunlarin gelecekte kullanilmasi kacinilmazdir.

Anadolo’da bulunan cok sayidaki sira daglarin canlilarin yayilisi icin bir engel olusturduklari ve zoolojik analizler acisindan onemli olduklari bilinmektedir. Bu daglar kitalarin biyolojik kompozisyonlarinin olusmasina sebep olmalari acisindan da onemlidir. Ayni zamanda Anadolu’da bulunan bitki ve hayvan zenginligine neden olmalari dolayisiyle de onemlidirler. Bitki ve hayvanlarda gorulen evrimsel varyasyonlar bu engellerden etkilenmislerdir. Ozellikle buzul devreleri ve ondan sonraki periyodlarda bu daglar canlilarin yayilimini onemli bir sekilde onlemeleri yaninda, yayilis ve cesitlenmelerini sinirlandirmislardir. Ornegin Anadoludaki Toros, Binboga, Munzur, Karadeniz Daglari gibi yuksek daglar yaninda Istanbul ve Canakkale bogazlari da kara ve tatli su hayvanlarinin gocleri icin onemli bir engel olmustur. Bu daglarin, ornegin doguda Agri dagi ile batida Uludag, digger bir onemli cografik ozelligi ise bunlarin canlilarin cesitli gruplari icin bir siginak gorevi gormeleri ve extrem iklimsel ozelliklere sahip olmalari nedeniyle de izole sahalar olusturmus olmalaridir.

Turkiye, uc kitanin ortasindaki konumu ve dort mevsimin yasandigi bir ulke olmasi nedeniyle, ayrica gecirdigi jeolojik devirlerden miras kalan birikimleriyle barindirdigi canli turleri acisindan dunyanin en zengin ulkelerinden biridir. Nesli tukenmekte olan hayvanlardan, dunyanin baska hicbir yerinde bulunmayan (endemic) bitkilerine kadar, pek cok canliya barinak o1mustur. Ancak ulkemizde bu ender ve onemli zenginlik hakkinda buyuk bir bilgi acigi vardir.

Her biri 26 dakikalik 12 bolumden o1usan bu dizi belgeselde, yurt icinde bilgi aciginin kapatilmasi amaclanirken, yurt disinda da Turkiye’nin tanitimina katki saglanmasi bedeflenmektedir.

Dizinin bilimsel altyapisi, deger1i akademisyenlerin yillarin birikimi olan oz­gun ca1ismalari ve yabanci kaynaklarla desteklenmistir. Dizinin yapimi 5 yilda tamam1anmistir. Dizide Turkiye’nin biyolojik cesitliligi is1enirken, bitkisel, ozellikle de floristlik zenginli~ine (çiçeklerine) agirlik veri1mistir.

Cekimler sirasinda Anadolu’nun en zor u1asi1an yerlerine dort mevsim gidi1mis ve en nadide turler dogal ortamlarinda goruntulenmistir.cetin doga kosullarinda, (+55 oC & 25 0C) surdurulen ca1ismalarda yilda ortalama 50.000 km. yol katedilmistir.

Projenin gerceklestirilmesi,Tema Vakfi’nin koordinasyonu, TRT’nin Post-Produksiyon, Yayin Hizmetleri ve Yapi Kredi Bankasi’nin mali destegi ile saglanmistir.

TOPOGRAFYA  ve  JEOLOJI

Turkiye, Anadolu ve Trakya parcalarindan olusmus olup genisligi Fransa ve Iberik yarimadasinin 3 mislinden fazladir. Anadolu’nun genis bir kismi plato seklindedir. Dogu Anadolu ile Anadolu’nun kuzey ve guneyini olusturan daglar Alp-Himalaya sisteminin bir parcasidir. Anti Toroslar’in dogusunu olusturan yay, Dogu Anadolu dag sisteminin bir uzantisi olarak devam eder. Mezopotamya’nin kuzeyini olusturan guney Anadolu bolgesi Suriye colunun bir devami seklindedir. Ege Bolgesi Platosu denize dogru tatli bir dususle sonlanir ve dogu Ege adalarina burunlar halinde uzanir.

Kuzey Anadolu boyunca kiyilar denize dik ve sert olarak girer. Guney sahillerimizde de ayni durum gorulur. Bu nedenle her iki sahillerimizde de pek ada olusmamistir. Kuzey Anadolu’nun dogu kesiminde dag siralari yuksek, devamli ve denize yakindir. Cogu daglar 3000 metreye ulasir. En yuksek sira Rize’nin guney-dogusundaki Kackar daglaridir. Bu bolgede bulunan ve dogudan batiya dogru siralanan Coruh, Yesilirmak ve kolu Kelkit Cayi, Kizilirmak ve Filyos nehirleri kayalari parcalayip surukleyerek alluviyal ovalar olusturmuslardir. Bu nehirler ayni zamanda, kiyilarda olusan Akdeniz vejetasyonunun bazi elemanlarinin bolgenin ic kesimlerine dogru yayilmasini da saglarlar. Ordu’dan itibaren bu daglar daginik olarak yer almaktadir. Genellikle puskuruk kayaclardan ve flislerden olusan bu dag siralarinin ust kesimleri mermerdir.

Bati Anadolu daglarinin cogu dogudan batiya dogru uzanir ve Gediz ve Buyuk Mnderes gibi nehirler bu daglar arasindan kivrilarak akarlar. Bu daglar tebesir, kalker, mikasist, bazi puskuruk kayaclar, granit yaninda, Sandras dagi ve Marmaris cevrelerinde oldugu gibi, endemik bitkilerce zengin serpantin ana kayalardan olusmuslardir.

Anadolu’nun guneyinde ise, kuzey Anadolu’da oldugu gibi, kiyilar sarp ve dik olup ovalar Antalya ve Adana illerininin yakininda yer almaktadir. Toros dag silsilesi en gozebatan dag silsilesi olup bu dag silsilesinin dogu ve batisi Goksu vadisi ile ayrilir. Benzer dik ve derin vadiler Aladaglar ve Bolkar daglarini da ayrilmaktadir. Dogu Toroslar’in bir kolu olan Amanos daglari Iskenderun korfezine dogru uzanir ve Suriye sinirindaki Samandagi’na ulasir. Guney Anadolu daglarinin en hakim ana kayasi sert kalkerler olmakla birlikte yer yer bazik puskuruk kayaclar ile tabakli sistlere de rastlanir. Amanos daglarinda kalkerler daha azligi yaninda bazik puskuruk kayaclar daha genis alanlar kaplamaktadir.

Orta Anadolu Platosu genellikle 800-1000 m yukseklikte olmakla birlikte nisbeten duz sayilabilecek bu arazi parcasi icinde yuksek daglar da bulunmaktadir. Bolgenin ortasi yavas yavas alcalir ve ortasinda agacsiz bir cokuntu havzasi olan Tuz golu olusur. Orta Plato genellikle kalkerli, killi ve marnli yumusak kayaclardan olusurken, Sivas ve Cankiri cevrelerinde endemiklerce zengin jips ana kayadan olusan tepeler yeralir. Su anda faaliyetini durdurmus olan Karadag, Hasan Dagi ve Erciyes Dagi gibi pek cok volkan bu platodan cikar. Bu volkanlarin tufleri, Nevsehir cevrelerinde peribacalari ile taninan Kapadokya’yi olusturmustur.   

Guney Anadolu disarda tutulursa, Dogu Anadolu platosu, Orta Anadolu’dan daha yuksek (1700 m veya daha yuksek) ve daha cok dagliktir. Burada Toroslar’in kuzeydogusundan Susehri’ne dogru Anadolu Caprazi denen bir daglik kemer uzanir. Dogudaki en buyuk akarsular Coruh ve Aras, guneyde ise Firat ve Dicle nehirleri ve bunlarin kollaridir. Dogu Anadolu daglarinin cogunda cesitli bazik puskuruk kayaclar hakim iken Munzur daglarinda kert kalker, Cilo daglarinda ise dolomit kayaclar genis alanlar kaplar. Yuksek daglar 4. jeolojik zaman volkanizmasi ile olusmustur. Bunlardan bazilari Suphan dagi (4434 m), Nemrut Dagi (2250 m) ve Turkiye’nin en yuksek dagi olan Agri dagi (5165 m) dir. Van golu ile Ardahan arasindaki yoreler basaltic lavlar ile kaplanmistir.      

Guney Dogu Anadolu’nun topografyasi yaninda iklim ve florasi da Dogu Anadolu’nun geri kalan yerlerinden biraz farklidir. Bu bolge Firat ve Dicle nehirleri arasinda uzanan bir ova halindedir. Dogu Anadolu Platosuna gore daha alcak ve duz olan bu bolge, 800 m’den Suriye sinirina dogru 300-400 m’ye dogru yumusak bir sekilde alcalir. Bu bolgenin en onemli yuksekligi Urfa-Diyarbakir arasindaki Karacadag (1919 m) dir.

Trakya ise topografik yapi, iklimi ile biyolojik acidan cok degiskendir. Karadeniz Daglari’nin alcalarak devami olan Istranca daglari genellikle sisti bir yapidadir. Bolgenin buyuk bir kismi sulari Ergene nehrinde toplanan engebeli bir plato halindedir. Avrupa ile Asya kitalarini birbirinden ayiran Marmara denizinin kuzey batisinda yeralan ve alcak yukseltide kum taslarindan olusan Tekir daglari guneydeki Gelibolu yarimadasina dogru uzanir.

TÜRKIYE FLORASININ BAZI ILGINC OZELLIKLERI

1-Endemizim

Endemik bitkiler ulkenin tamamina yayilmis olmakla birlikte Trakya’da azdir. Endemiklerin coklugu acisindan en zengin bitki cografyasi bolgeleri, genellikle genis yayilis gosteren endemiklerce zengin olan Iran-Turan bolge ile Akdeniz bolgeleridir. Alyssum, Asyneuma, Alkanna, Rhamnus, Salvia, Sideritis ve Verbascum gibi bazi cislere ait turler Anadolu’dan kokenlenmislerdir. Farkli bolgelerde bunlara ait turler birbirleri ile yer degistiren bir yayilis gosterirler. Akdeniz ve Iran-Turan bolgeler arasindaki floristik iliski, bu bolgelerin Avrupa-Sibirya bolgesi ile olan iliskilerinden daha yakindir. Endemik bitkilerin cogu bu bolgelerin bulustugu ve birbirleri ile gecis gosterdikleri alanlarda bulunmaktadir.

Floranin ilk cildleri yayinlandiginda Turkiye’de yaklasik 8000 olacagi tahmin edilen tur sayisi 1988 de ilk 10 cildin tamamlanmasi ile 8428’e nihayet 2000 yilinda 11 cildin tamamlanmasi ile 9222’ye ulasmistir. Ilk 10 ciltte yayinlanan endemiktakson sayisi ise 2939 iken 11. cilt sonunda bu sayi da 3708’e ulasmis bulunmaktadir. Endemizm yuzdesi ise %34.5 tir. Bu sonuclar ulkemizin floristik zenginligini ve bu zenginligin korunmasinin onemini acikca ortaya cikarmaktadir.

2-Anadolu Caprazi

Turkiye Florasi ile ilgi bir diger olay ise Anaadolu Caprazidir (Anadolu Diyagonali). Bu fikir ilk olarak floramizin editorlugunu yapan Ingiliz botanikci P.H Davis tarafindan Iskocya’nin Edinburgh kentinin Kraliyet Botanik Bahcesinde 1971 de toplanan birinci Guney-Bati Asya Bitki Hayati adli simpozyum’da ortaya atilmistir. Davis, Turkiye Florasi’nin ilk cildine dayanarak elde ettikleri bulgular sonucunda, Orta Anadolu’nun dogusunda bitkilerin yayilisini engelleyen bir engel oldugunu, pek cok bitki turunun bu diyagonalin dogusunda ve batisinda yayilis gostermedigini belirtmis ve bu caprazin Bayburt-Gumushane cevrelerinden dogu veya anti-Toroslar’a dogru uzanan bir egri oldugunu, oraya ulastiginda iki kola ayrilarak, bunlardan birinin Amanos daglarina, digerinin Orta Toroslar’a dogru iki kisa kol halinde devam ettigini ileri surmustur. O siralarda hemen karar vermeye yetecek fiziki, jeolojik, toprak ve iklimsel veriler elinde olmadigi icin Davis bu kesintinin sebebini jeo-historik nedenlere baglamis ve bu konuda daha ayrintili  calismalar yapilmasi gerektigini de belirtmistir.

Ayri adli bilimsel toplantinin gene ayni yerde ve kurulusta yapilmis ve 1985 yilindaki bu toplantida Diagonalin bulundugu ulkede calisan iki Turk botanikcisi (Ekim ve Guner), Turkiye Florasinin o zamana kadar yayinlanmis 8 cildi ile yapilan son calismalarin verilerini de biraraya getirerek, daha ayrintili bir calisma yapmislardir. Butun bu verilerin degerlendirilmesi sonucu arastiricilarin bulunduklari sonuclar asagidaki sekilde belirtilmistir.

Elde edilen verilere gore ulkemizde Davis tarafindan ileri surulen boyle bir bitki yayilisinin bulundugu ve buradan da caprazin bulunusu reddedilemez. Ancak bu floral kesintinin sebebi Davis tarafindan ileri surulen fikirler yaninda hatta ondan daha cok, caprazin iki tarafindaki ekolojik farkliliklara da dayanmaktadir.

Elde edilen palinolojik verilere gore, son 18.000 yil icinde, Turkiye’de iklim degisikliklerinden kaynaklanan 4 farkli vejetasyon tipi hakim olmustur. Bu periodun basinda, ulkede step vejetasyonu hakim durumda iken 12000 yil evvel orman vejetasyonu genislemeye baslamis ve 8000 yil evvel egemen hale gelmistir. Bugun ulkemizde insanin sebep oldugu ve digger etkiler nedeni ile, tekrar step vejetasyonu genislemeye baslamistir. Bilindigi gibi, ozellikle Iran-Turan floristic bolgesinde genc yani yakin tarihlerde olusan endemikler, yasli yani eski jeolojik devirlerde olusan endemiklerden daha fazladir. Zoharu tarafindan da belirtildigi gibi, bu yeni endemikler buzul devrinden sonra olusmus olmalidirlar. Miyosen jeolojik periyodunda (zamanimizdan 50-60 milyon evvel) baslayan dag olusumu hareketleri halen devam etmektedir. Bu hareketler GB ve KD Anadoludaki bazi eski bitki kalintilarinin bulunusunu izah etmekte bize yardimci olabilirse de yeni endemiklerin yayilisi konusunda pek aciklayici olamaz. Diger taraftan, buzul periyodu sirasinda, ozellikle 2000 metre ve uzerindeki daglarda yetisen bazi turler sert iklime dayanamadiklarindan ya yokolmuslar veya daha alcak yorelere goc etmislerdir. Bu devrin sona ermesi ile bu turler tekrar eski erlerine donmus olmalidirlar. Bu hareketler sirasinda tur sayisinda bir azalmanin olmasi kacinilmazdir. Ancak son zamanlarda ulkemizde yeni endemiklerin artan sayilari nasil izah edilebilir. Butun bu dusuncelere ek olarak Anadoludaki son 20.000 yil icinde yasanan iklim degisiklikleri 2000 metrenin altinda yetisen bitki turlerini de etkilemistir. Diger bir deyisle, iklimsel degisiklikler nedeniyle, bazi step bitkileri de ortadan kalkmistir. Bizim fikrimize gore step a;anlarinda endemic bitkilerin bollugu iki sebebe dayandirilabilir: 1-Dogudan batiya bitki gocu; 2- Tur seviyesinde evrimlesme. Anadolu caprazinin dogusundan batiya bir bitki gocunun oldugu aciktir. Bu kesimde endemizm orani yaklasik %30 iken, batisinda %65 ve diyagonal uzerinde ise %75 dir. Bu durumda, ozellikle son zamanlarda yasanan evrimlesme, ulkemizin floristic zenginliginin, neo-endemiklerin coklugu ve diyagonal ile ilgili olarak bunlarin yayilis seklini ortaya cikaran sebep olarak gozukmektedir.       

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.