KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?
Yol Ayrimindaki Cami  

m. Çevik Arikan



Bahadir Aksan'a







Bir sokaktı o.  Alelade bir sokak!  Belki de bir sokak resmiydi.  Herkesin üzerinden gelip, üzerinden geçtiği.  Bir sokaktı o.  Alelade bir sokak!  İnsanların yaşadığı,yürüdüğü, durduğu, merhabalaştığı, konuştuğu, dertleştiği, söyleştiği; kaldırımları sabah ezanları ile bütün komşular tarafından yıkanan; ortasından yağmur sularının aktığı, yağmursuz günlerde çocukların ip atladığı, ekmek üzerinde domates salçası, vişne reçeli yediği, seksek oynadığı, yedi taş attığı; sahipsiz kedilerine ve köpeklerine bakılan; arada sokaktan geçen bir dondurmacısı, bir horoz şekercisi, bir yoğurtçusu, bir simitçisi olan.

Bir çatal ayrımı vardı sokağın sonunda; biri doğuya biri batıya giden.  Çatal ayrımında da ne mi vardı?  Bir cami resmi!  Cami de sokak da karanlıktı.  Adeta simsiyahtı.  Simsiyah mıydı?  Sokak karanlık mıydı?  İnsanlar belirsiz miydi?  Sessiz miydi?  Çocuklar neredeydi?  Aslında sadece bir ışık vardı.  Kızıl desem kızıl değil.  Sarı desem sarı değil.  Altın rengi mi desem, bakır kırmızısı mı desem.  Hiçbirisi değil.  Belki de hepsi!  İşte o ışık gelip cami resminin üzerine konmuştu.  Birazı da resimdeki minareye!  İsterseniz siz buna alev rengi deyin, ister yanardağ, isterse  ressam da “turuncu” çalıştım desin!  İşte cami resmi bu ışık rengiyle çok  güzeldi.  Çatal ayrımında haşmetli!  Çatalın bir tarafı doğuya, bir tarafı batıya gidiyordu.  Sokak karanlıktı.  Karanlık mıydı?  Ya o duvardaki neon eflatuna ne demeli?  Ya öteki duvardaki Akdeniz turkuazına?  Bakın bakın aslında sokak çok renkli!  Vıcık vıcık renkli!  Bütün renkler bir arada da ondan görmesi zor oluyor.  Dikkatlice bakın.  Bir daha, bir daha bakın.  Bakın bakın!  Göreceksiniz renkleri, cıvıl cıvıl! Rengarenk!  Göreceksiniz insanları; canlılar, konuşuyorlar, söyleşiyorlar, dertleşiyorlar, kavga ediyorlar, hatta sevişiyorlar!  Soruyorlar birşeyleri, belki de gidecekleri yeri. Arıyorlar birşeyleri, belki de kendilerini.  Yol ayrımında ve cami resmi orada!

Cami resmi öylece orada duruyor.  Tabii ki cami resmi orada öylece durur.  Çünkü ben bir kadınım.  Caminin içine öyle elimi kolumu sallaya sallaya özgürce giremem.  Camiye giren güruhdan ayrı bir giriş kapım, ayrı merdivenlerim, ayrı bir bölümüm vardır.  Orada da bu ayrılık gayrılık yüzünden,  hem yer dar gelir,  hem de çoluk çocuk gönlüm daralır, aşağıda ne olup bittiğini yine anlayamam.  Minare mi?  Minareler en sevdiğim yeridir camilerin.  Çünkü bir caminin minarelerine çıkmak çok eğlencelidir bir çocuk için. Siz hiç çocuk oldunuz mu?  Ve hiç çocuk olup, hiç bir minarenin tepesine çıktınız mı?  Edirne’de bir “Selimiye Camisi” var ya, işte o cami camilerin en güzelidir.  Bu cami dört minarelidir ve her minaresi üç şerefelidir.  Minareler uzaktan birbirinin arkasına saklanırlar da iki gibi görülürler.  “Mimar Sinan” yapmıştır bu camiyi.  Bir de bir ters lale koymuştur duvarlarından birisine!  Şimdi terslik bunun neresinde?  Haydi çıkın minareye!  Köy camileri de minarelidir.  Hele onların minarelerine çıkarsanız bütün köy ayaklarınızın altında kalır da, minare ne kadar küçük olursa olsun siz küçük köyünüze tepeden baktığınız için, cami de minaresi de gözünüzde büyür.  Ama belki de bütün bunlar aslında siz çocuk olduğunuz içindir.  Oysa ben bir kadınım.  Benim işim yok, ne minarede ne de camide.  Ben otururum evimde veya giderim işime.  Camiye gitmem.  Yine de Allah’ıma dua ederim; bir ağacın altında, yoksa,  bir bulutun altında, yoksa,  bir güneşin altında; nerede olursam olayım, ne olursam olayım, yakarışımı duyana!

   
26 Nisan 2001  

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.