KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Isigi Gorebilmek

Necla MARASLI



O zamanlar baharlar daha mi sicakti bilmem. Oglen sicagina denk gelen mayisir, zil sesiyle bir gurultu yumagi olup caddelere sokaklara cozulurduk. Son zili bekleyen simitci, pismaniyeci, cekirdekci, macuncu okul kapisinda bekleyen randevusuna sadik delikanlilara siper olurlardi. Belli belirsiz kacamak bakislar ansiz saniyelerde birbirini yakalardi. Bir kiz digerinin koluna cimdik atar “ Sist!..Baksana gelmis seninki,” derdi fisildayarak. Belli belirsiz gulumsemelerde, suzgun nazli ifadelerde, icinde birkac dizenin yazili oldugu kivrilmis kagit parcalarinda, arkadaslar araciligiyla iletisimlerde, anket defterleri itiraflarinda saklanirdi ask. Platoniklikler yasanirdi. Tadi doyumsuz o bakislarin keyfini daha sonra baska asklarda yasadik mi bilmem.

Kendimizi bilmezdik de gercek aski yasiyoruz sanirdik. Belki de gercek ask o yasananlardi kim bilir?

Iki zaman arasinda sikismis bir yasti o yaslar. Ne cocuktuk ne buyuk, gecmis ve gelecek reddediyordu bizleri. Arada kalmis, sIkIsmis, bir adim ileriye gidebilme cabalari icinde celiskiler yasiyorduk.

Evimizin kapisi digger odalarin, mutfagin ve banyonun acildigi genis, kare bir hole acilirdi. Cadde ve sokak paralelinde bir evdi. Oturma odasi ve misafir odasi sagda cadde tarafina, yatak odasi, mutfak, banyo bolumleri solda sokak tarafina bakardi. Evin sokak tarafindaki cephesinin onunde agacli bir bahcemiz vardi. Cadde ayri sokak ayri bir dunyayi yasardi. Cadde tarafi yasaminin icindeki beni, sokak tarafi duygularimin icindeki ben yasatirdi bana. Bazen evimizin konumunu kendi arada kalmisligima benzetirdim.

“Ben” diyebilmek istiyordum, ama ben kimdim bilmiyordum ki. Nasildim, gerceklerim neydi? Kendimi tanimaya calisiyordum ama tutunamiyordum ki, sabit degildim. Ruhum, cinselligim, organizmam hizla inceden inceye degisiyordu. Saklamak istedigim gizliliklerime saygi duyulmasini istiyordum ama sizintilarim beni satiyor, aciga cikariyordu. Yalnizliga dogru gomuluyordum. Silik olmak istiyordum. Bu donemi atlatincaya kadar belki saklanmak, kapima yazi asmak, “girmek yasaktir” diyebilmek istiyordum. Ama celiskilerim izin vermiyordu ki. Bangir bangir dinledigim muzikler “o burada” diyordu. Nereye ait oldugumu bilmemekten dogan guvensizligimi ele veren duygularimdan, bir cesit guc maskesinin altinda sertlikler yaparak korunuyordum. Adim okulun karatecisine cikmisti. Erkeksi davranislar begenmedigim disiligimi sakliyordu. Bir kadin olarak guzel goremiyordum kendimi.       

Sonra bir gun nasil olduysa o lacivert kazakli cocugu fark ettim. Bana nasil bakti bilmiyorum. Ayri siniflardaydik, teneffus zili calsa da yine karsilassak, bana yine oyle baksa derdim. O baktiginda sanki saniyeler uzar, uzardi da erirdim. Kalbim mi bende atardi ben mi kalbimde bile mezdim. O bana baktiginda guzeldim disiydim “ben”dim. Defterlerimin, kitaplarimin  kimi bos yerlerine onun ve benim adimizin ilk harflerinin kaynasmis amblemlerini cizerdim. Ask bu muydu?

Neyi beklerdik gunlerce, haftalarca bilmezdim, neden beklerdik. Gulse bana bir sey dese isterdim. Gelse gozlerinde gordugum masali anlatsa isterdim. Parmak uclarima kadar akan tukenisimi avuclarinda tutsun isterdim. Elim elinde olsa, ona ait olsam, onda kalsam isterdim…            

Ve…         

Bana hic benzemeyen bir baska kizla ilgilendigini duydum.        

“O SARISIN” kizla.           

Tam bir donemecteyken bicaklanmistim sanki. Kosede kalmistim, gidemiyordum.       

Saclarimi sucladim, sarisin olmak istedim…     

Okuldan geldigim bir ogleden sonraydi. Kapiyi acip iceri girdim. Gunes, isigiyla bahce tarafindan, agaclarin arasindan evin en giz koselerine gelmis, parcalanmis oyunlar sergiliyordu salinarak.            

Ruhum dinlendi…             

Kapinin tam karsisinda portmantomuz vardi hani su bir zamanlar moda olan, aynali, kapitone deri portmantolardan. Kapiyi kapatip, ayakkabilarimi birakmak icin portmantoya yaklastim.         

Yapraklarin arasindan suzulen isik geldi saclarima dokundu. Olmayani isterken, olanin guzelligini goremeyen gozlerime gunesin seslenisiydi bu. Saclarim kizil bir isilti selalesi oldu.        

Buyuydu bu.         

Oyle guzeldim ki, oyle cok guzeldim ki…        

Bir daha sarisin olmak istemedim.

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.