KARANLIKTA HIÇ BIR SEY KALMASIN!
Yeni Nüklear Silahlara HAYIR... Yeni Nükleer Hedeflere HAYIR... Nükleer Savas Için Yeni Gerekçelere HAYIR... Nükleer Testlere HAYIR...
Yildiz Savaslarina HAYIR... Uzayin Silahlandirilmasina HAYIR...
Her Çesit Silah Üretimine, Savas ve Savas Kültürüne HAYIR...
Yeryüzümüz henüz bir tane... Onu tahriplerimiz sonucu yok edersek, baska nereye gidecegiz?

Denizkiziyla Denizdelikanlisi

Nuran TURAN

 

Denizkizinin saclari deniz delikanlisinin gogsunde dagilmisti. Denizdelikanlisinin eli denizkizinin kumral saclarinin telleriyle oynayan gunesin ilk isiklari arasinda kaybolmustu.

Martilar yeni uyanmis, denizin ak yuzunde yikanan isiklarda dans ediyorlardi. Kiyiya vuran dalgalar bembeyaz kopukten ciceklerini havalara atiyorlardi.

Denizden yukselen tuzlu yosun kokusu insani sarhos edecek kadar yogundu. Usul usul cekilen kureklerin suya dalis cikislari bu renkli sabaha uyum sagliyordu. Gulumseyen yuzlerinden denizkiziyla denizdelikanlisinin mutlulugu, sabah yeliyle gun isigina karisiyordu.

Kayigin kureklerini ceken yasli kayikci bu mutluluk resmini gorunce sasaladi. Kurekler suda gidecegi yonu karistirdi. Kayikci bu guzel resmi beynine saklamak istercesine ozenle izliyordu.

Gozlerini kirpti. Gercekliginden kuskulandigi bu goruntu ona cocuklugunda dinledigi bir masali animsatiyordu ama o masalda denizdelikanlisi yoktu. Yalniz yasayan bir denizkizinin masaliydi o.

Oysa burada gordugu deniz kizi mutluluktan neredeyse uykusunda dans eden bir varlikti.

Bu gorkemli goruntunun guzelligi balikcinin aklini basindan aldi. Coskuyla ayaga kalkti.

Sallanan kayikta balikci dengesini kaybetti ve sabahin sakinligini bozarak denize dustu.

Balikcinin suya dusmesinin denizde yankilanan sipirtisina, uyuyan sevdalilar uyandilar. Korkuyla etraflarina bakindilar. Denizde yuzerek kendilerine gelen balikciyi gorunce de denize atladilar.

Balikci kiyiya ulastiginda onlar coktan uzaklasmislardi. Az once denizkiziyla denizdelikanlisinin mutluluk tablosu sergiledigi yere balikci nefes nefese oturdu. Gorduklerine hala inanamiyordu.

Aradan gunler gecti. Denizkiziyla denizdelikanlisinin mutluluk tablosu artik balikcinin yasama sevinci olmustu. Ne zaman cani sikilsa onlari dusunuyordu ve elinde olmadan gulumsuyordu.

Yine bir aksam ustu deniz kenarinda oturmus dusgucuyle denizkiziyla denizdelikanlisini gormeye calisan balikci birden irkildi. Tam karsisinda denizin icinde yukselen bir kaya parcasi vardi.

Denizkizi onun uzerinde oturuyordu. Elinde de bir deniz kabugu vardi. Kocaman kavki kulagina dayamis mutlu bir gulumsemeyle dinliyordu. Balikci bu deniz kabuklarinin icinden denizin sesinin geldigini bilirdi.

Denizkizinin denizin dalgalarinin sesini andiran bu guzel sesi dinleyerek keyiflenmesi ona yabanci degildi.

Batan gunesin isiklari denizin gumus yuzeyinde cesitli oyunlar oynuyordu. Bu oyunlara zaman zaman denizden firlayan baliklar da katiliyordu.

Gunesin son isiklari baliklarin pullarina cesitli renklerde yansiyordu. Seftali ciceklerinin pembesi, menekselerin moru, papatyalarin sarisi baliklarin pullarindan havaya saciliyordu.

Balikci bu doyulmaz guzellikteki manzarayi seyre dalmisti. O sirada denizdelikanlisi elinde kocaman bir istiridye kabuguyla yuzerek geldi ve denizkizinin yanina cikti oturdu.

Tabak gorevini ustlenen istiridye kabugu cesitli deniz urunleriyle donatilmisti.

Iki sevgili aksam yemeklerini yediler. Sonra da gunesin batisini birbirlerine sarilarak seyre daldilar. Hava karardi. Iki sevgili hala sarmas dolas kayanin uzerinde oturuyorlardi.

Ilerde kocaman bir balikci motoru sessizce kiyiya yaklasti. Balikcinin keskin gozleri sahile cikan denizcileri izledi. Balikci birden urperdi, korkuyla yerinden firladi.

Motordan cikan adamlarin kotu niyetini anlamisti. Motordakiler dinamitle balik avlamaya gelmislerdi. Caresizlikle etrafina bakindi. Yapabilecegi birsey yoktu.

O an olan oldu buyuk bir gurultu ile yer, gok, deniz sarsildi dev gibi dalgalar gokyuzune uzandi. Dalgalarin en ustunde denizkiziyla denizdelikanlisinin goge dogru yukseldigini goren balikcinin gozleri doldu.

Iki sevgiliyi gozleriyle izlerken gozyaslarinin arasindan onlarin goge ulasip yildiz olduklarini gordu.

Gozlerinden akan yaslari silmek icin basini one egdiginde ayaklarinin dibine yigilan cansiz baliklari gordu. Balikci yere coktu ve hungur hungur aglamaya basladi.

Denizkizi ile denizdelikanlisi gokten onu sevgi ile izliyorlardi.


Yazarin izniyle yayinlanmistir. ©Nuran Turan

   
Bu sayi Nükleer Tehlike'ye karsi ortak bir bilinc olusturmaya ve de
Amerika'da "
Islam"a karsi olusmus onyargilarin azaltilmasina ithaf edilmistir.
ISIK BINYILI e-dergisi - The Light Millennium, Inc., bunyesinde
kamu yararina yayinclik ilkesiyle 17 Temmuz 2001 tarihinde
New York'ta kuruldu.

Kurucu Baskan: Bircan Ünver

ISIK BINYILI: AMAC

"ISIK BINYILI'NIN OZ'Ü SIZLERSINIZ..."
Global Baris Hareketine EVET, Birbirimizi Anlamaya ve Sevmeye EVET, Yüce Insanlik Için EVET, Biricik Yeryüzünü Korumaya EVET,
Daha Iyi Yarinlar Için Büyük Düslere EVET, Global Pozitif Bir Enerjinin Olusmasina EVET, Global Seffaflikla Iç Dünyamiz ve Düsüncelerimizi Aydinlatmaya EVET...
ISIK BINYILI ile ilgili medya bülteni ve kültürel etkinliklerle ilgili duyurulari almak istiyorsaniz,
lütfen bize yaziniz . Iletisim> contact@lightmillennium.org

Yazili ve gorsel ürünlerinizi YAYIN ILKELERIMIZ çerçevesinde,
yayinlanmak üzere dilediginiz zaman gonderebilirsiniz...
ILETISIM

TÜRKÇE
ANASAYFA

YAYIN
ILKELERI

@ ISIK BINYILI e-dergisi Bircan ÜNVER tarafindan tasarlanmis ve üretilmistir.
9ncu Sayi. Yaz - 2002, New York.
URL: http://www.lightmillennium.org
ISIK BINYILI platformunun düsünsel ürünlerinizle devamini sagladiginiz ve ziyaretiniz için çok tesekkur ediyoruz.
ISIK BINYILI, Mac platformunda uretilmistir.